27 Ocak 2016 Tarihli HDP Grubu Önerisine Karşı Konuşması

ÜMİT ÖZDAĞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PKK terör örgütü AKP Hükûmeti tarafından izlenen terörle mücadele, müzakere süreci başından itibaren terörizmi ayaklanma aşamasına taşımak için istismar etmiş, kullanmıştır. AKP Hükûmeti açılım süreci sona ermesin endişesiyle güvenlik güçlerinin PKK terör örgütünün kentlerdeki örgütlenmesini engellenmesine izin vermemiştir. PKK terör örgütü bundan istifade ederek 2012-2015 arasında Güneydoğu Anadolu'da kentlerde bir şehir ayaklanmasının altyapısını oluşturacak silah, cephane, sağlık malzemesi temini ile kadro örgütlenmesini gerçekleştirmiştir.

Terör örgütü 2012-2015 zaman diliminde Suriye iç savaşından istifade ederek Suriye'nin kuzeyinde bir kanton sistemi kurmuş ve etnik temizliklerle bu kantonları genişletmiştir. Özellikle Ayn El Arap kentinin PKK ve PYD tarafından ele geçirilmesinden sonra PKK terör örgütü Suriye'den Türkiye'ye güç projeksiyonuna başlamıştır. Suriye olaylarının Türkiye üzerindeki etkisi 6-7 Ekim 2014'e Ayn El Arap'ta IŞİD ile PKK çatışmaları devam ederken görülmüştür. PKK terör örgütü ve yandaş siyasal oluşumlar bir kent ayaklanması denemesi gerçekleştirmişlerdir. Bu ayaklanma girişimi esnasında PKK'lı teröristler sadece güvenlik güçlerine değil, Türk, Zaza, Kürt herkese saldırmış ve katliamlar yapmışlardır. Bütün bunlar olurken, Abdullah Öcalan'la devam eden görüşmeler neticesinde Öcalan "Dolmabahçe mutabakatı" olarak bilinen çağrısını yapmıştır. Bu çağrıyla AKP, HDP, PKK arasında büyük bir tarihsel uzlaşma olduğu intiba verilmiştir ancak Cemil Bayık Öcalan'ı fazla tavizkâr bulmuş ve Öcalan'ın yaptığı anlaşmayı kabul etmemiştir. Anlaşma "Seni başkan yaptırmayacağız." söylemiyle PKK tarafından bozulmuştur. PKK, AKP'yle oturduğu müzakere masasını devirerek halk savaşını tekrar başlattığını açıklamıştır.

2015 yazından bu yana Türkiye'de yaşanan her şey, bir yandan AKP'nin yanlış politikalarının, diğer yandan PKK'nın "Özerklik olmaz, konfederasyon" şeklinde özetlenebilecek iç savaş stratejisinin bir sonucudur. Bu gizli değil, aksine çok açık bir siyaset.

Cemil Bayık 30/12/2015'te yaptığı açıklamada, Türkiye içinden ve dışından gelecek başka örgütlerle birlikte Türkiye'de devrimci bir direniş cephesi kurulacağını ve iç savaşın daha da artacağını, Öcalan'ın silahsızlanma çağrısı yapmayacağını açıklamış, ayrıca Türkiye, Irak, Suriye ve İran'daki gelişmelerin Orta Doğu'yu yeni bir çağa geçireceğini, halihazırdaki savaşın yeni bir duruma dönüşene kadar yoğunlaştırılacağını, bunun için de her türlü birlikteliğin Orta Doğu coğrafyasında sağlanacağını açıklamıştır.

Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Hatip Dicle de iç savaş siyasetinin icracılarındandır. Dicle şöyle demektedir: "1990'lı yıllarda 50 ülke içerisinde Türkiye sicili en kötü ülke durumundaydı. Türkiye'nin bir NATO üyesi olma gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. NATO'nun 5'inci maddesinin (a) şıkkı çok konuşulur, hiç konuşulmayan (b) şıkkı da var. (B) şıkkı ise eğer bir NATO devletinde iç savaş çıkar ve bu engellenemezse NATO buna müdahale eder.

PKK iç savaş çıkarmak amacıyla Ayn El Arap ya da PKK dilinde Kobani'yi Türkiye'ye taşıma politikasıyla, Türkiye'de kent savaşını başlatmıştır. Şehir içinde mayınlama, el yapımı patlayıcı döşeme, insanları evlerinden çıkartarak yerleşme, evler arasında tüneller kazma, sokakları hendek ve barikatlarla geçilmez kılma gibi terörist eylemlere başlamıştır. Artık, PKK, kırsalda olduğu gibi vurkaç eylemleri yapmamakta, bulunduğu yerde, kentlerde direnmektedir. PKK şehirlerde sürekli savaş hâli yaratmak istemektedir. Bu nedenle, okullar, hastaneler dahi PKK terör örgütü tarafından hedef alınmaktadır.

Bu şekilde, terör örgütü "Devlet vatandaşın güvenliğini sağlamadı, sağlayamadı, düzeni muhafaza edemedi ve edemiyor." algısını yaratmayı hedeflemekle birlikte, ortaya çıkarmaya çalıştıkları düzensizlik üzerinden terör örgütünün düzeninin kurulmasına çalışılmaktadır. Bu bağlamda terör örgütü, eylemleriyle öğretmen, doktor gibi insanları da hedef almakta ve bölge halkına hizmet sağlayan devlet memurları da terörize edilmektedir. Devlete ait her türlü kişi, bayrak, kurum gibi devletin varlığını ifade eden her türlü öğe Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden silinmeye çalışılmaktadır. PKK'nın bu terörist eylemleriyle bölge insanlarını açık bir şekilde çatışmaların içinde hedef hâline getirdiği görülmektedir.

Esasen bir insan kıyım makinası olan PKK mümkün olduğunca çok bebeğin ve insanın, sivilin yaşamını kaybetmesini arzu etmektedir ve bunun da zeminini hazırlamaktadır. PKK'lılar için bir bebeğin veya çocuğun ölmesinin vicdanları etkileyen hiçbir yanı yoktur. Sadece 3 ve üzerinde insanın katledildiği ve toplu katliam olarak nitelendirilebilecek bütün katliamları tespit etmiş ve sayılarını ortaya çıkarmış kişi benim. 323 tane bebek katletmiş PKK, bebek; 323 tane bebek katletmiş. Daha birkaç gün önce karnelerini almak için bekleyen çocukların üzerine bomba atan da PKK terör örgütüydü, Çınar'da 4 yaşında bir bebeğimizi bombayla katleden de bir PKK'lıydı. Ve ondan sonra PKK'lılar tarafından atılan "tweet"lere bir bakın, İnternet'e girin ve bir bakın, bunu insan atar mı diye de ondan sonra kendinize sorun.

PKK, özetle, iç savaş koşullarını olgunlaştırmak için mümkün olduğunca fazla sivilin hayatını kaybetmesini istiyor. Güvenlik güçlerimiz ise PKK terör örgütünü şehirlerden çıkarmak ve etkisiz hâle getirmek isteyen operasyonlar düzenlerken mümkün olduğunca az insan kaybı olması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu arada sokağa çıkma yasağı ilan edilerek operasyonlar sürdürülüyor. Sokağa çıkma yasağı sırasında eksik ve yanlış bazı uygulamalar olmakla birlikte, son haftalarda bu eksiklerin de azalmaya başladığını görüyoruz. Bu noktada, AKP Hükûmetinden sokağa çıkma yasağı yerine operasyonlar öncesinde nüfusun başka yerlere, bölgelere, kamplara veya kamu kuruluşlarına nakledilerek operasyonların daha hızlı gerçekleşmesinin önünün açılması da beklenebilir. Ayrıca, Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sıkıyönetim ilan edilmesiyle ilgili yaptığı çağrının doğruluğu her geçen gün biraz daha ortaya çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken, PKK'lıları tek tek kent savaşında, çatışmasında...

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - "Kent savaşı" demeyelim de Sayın Özdağ, "terörle mücadele" diyelim.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) - Efendim, bu teknik bir deyimdir.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - "Savaş" kelimesini kullanmayın, olmaz o.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) - Bu teknik bir deyimdir. Bunun bir savaş olmadığını biliyoruz ama bu, kent içindeki bir çatışmadır çünkü.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) - Malzeme vermeyelim lütfen.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) - ...tek tek temizlerken, sivilleri omuzlarında taşıyan Jandarma Özel Harekât ve Polis Harekâtçı kardeşlerimi de buradan sevgi, saygı ve muhabbetle kucakladığımı bildirmek istiyorum.

Bu arkadaşlarımıza buradan sesleniyorum: Çocuklar, böyle devam edin. Allah yardımcınız olsun. Türk milleti, sizin, bedenlerinizi çocuklara siper ettiğinizi, ancak PKK'lı teröristlerin, her zaman olduğu gibi, bebeklerimizin ve çocuklarımızın hayatına kast ettiğini çok iyi biliyor.