17 Aralık 2015 Tarihli HDP Önergesine MHP Grubu Adına Red Konuşması

 

ÜMİT ÖZDAĞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PKK terör örgütü, AKP Hükûmetinin terörle müzakere stratejisini Güneydoğu Anadolu'da büyük bir ayaklanmanın altyapısını hazırlamak için değerlendirmiştir. Açılım sürecinde, PKK terör örgütü, Güneydoğu Anadolu'da kendi ifadesiyle "ikili iktidar" oluştururken AKP iktidarı ne yazık ki devletin geri adım atmasını sağlamıştır. Askerin, jandarmanın ve polisin operasyon talepleri, "Açılım süreci zarar görmesin." gerekçesiyle durdurulmuştur. PKK ise, bu süreçte, Türkiye Cumhuriyeti devleti alan boşaltırken ve geri adım atarken devletin boşalttığı alanları doldurmanın yanında askerlerimize, polislerimize ve köy korucularına karşı suikast ve kaçırma eylemlerini her geçen gün birazcık daha artırmıştır.

AKP hükûmetleri, Türkiye içerisinde terör örgütünün ikili iktidar oluşturmasının şartlarını sağlarken, önünü açarken, izlediği Suriye politikası ile Esat rejimini yıkmak adına, PKK'nın, Suriye'nin kuzeyinde, nerede ise Lübnan büyüklüğünde bir alanı kontrol etmesinin, bu coğrafyaya yerleşmesinin ve bu coğrafyadan Türkiye'ye güç projeksiyonu yapmasının önünü açmıştır.

 PKK'nın Suriye'de etki merkezi olan Ayn El Arap'ta gerçekleştirmiş olduğu çatışmalarda, ne yazık ki, AKP Hükûmeti, PKK'ya peşmerge yardımının gitmesine izin vermiştir.

Bugün, Başbakan açıklamalarında, PKK terör örgütü Kobani'yi Türkiye'ye taşımak istiyor tespitini yapmaktadır. Çok doğrudur. PKK terör örgütü Güneydoğu Anadolu'ya... Tırnak içinde, hiçbir resmî haritada Kobani diye bir şey yoktur. "Kobani" bir PKK ifadesidir. Hiçbir haritada bulamazsınız bunu. Ne yazık ki, herkes kullanıyor devlet yetkilileri dâhil Ayn El Arap'tan bahsetmeleri gerekirken. Ayn El Arap'ta PKK'ya yardım edilmesini sağladığı gibi AKP, Diyarbakır il kongresinde de Kobani'ye selam yollamıştır. İfade, tırnak içinde.

Bugün, PKK terör örgütü Suriye iç savaşını Güneydoğu Anadolu'ya taşımak amacıyla Sur, Cizre, Silopi, Şırnak'ı sıklet merkezi olarak seçmiş ve bu merkezlerden başlatacağı bir kent ayaklanmasını bütün coğrafyaya yayacak şekilde çalışmalarına başlamıştır.

Esasen, terör örgütü, 7 Haziran seçimlerinden sonra da bu ayaklanma için ilk adımlarını atmıştı. Bunun üzerine Cizre'de büyük bir operasyon başlatıldı, sekiz gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi ancak 8'inci gün sonunda Hükûmet operasyonun arkasında siyasi olarak duramadı ve operasyon valinin, emniyet müdürünün, jandarma yetkililerinin aksini söylemelerine ve bitmediğini ifade etmelerine rağmen durduruldu. Daha sonra yapılan ilçe operasyonlarında da sonuç alınamadı. Polis özel harekât belirli caddelere girdi ve çıktı. Aksine, bu operasyonlar, PKK'ya eksiklerini görmek için fırsat yarattı.

Peki, neden 1 Kasım öncesindeki operasyonlarda PKK terör örgütünün sıklet merkezi seçtiği ilçelerde terör örgütüne karşı sonuç alınamadı?

Bir: Polis özel harekâtın silah ve donanımı bu tür bir operasyonu gerçekleştirmek için yeterli değildi.

İki: Hükûmet uzun süreli sokağa çıkma yasaklarının arkasında siyaseten duramadı. Bu dönemde Milliyetçi Hareket Partisi, AKP iktidarını Güneydoğu Anadolu'da olağanüstü hâli düşünmeye ve uygulamaya davet etmişti, bu fırsatı değerlendirmekten kaçındınız.

Üç: Bu operasyonlar sırasında halk ile kurulması gereken stratejik iletişim de kurulamadı. Şimdi iktidarın bu hatadan döndüğü gözüküyor.

Polis özel harekâtla bu işin yapılamayacağını siz de anladınız, onun için Güneydoğu Anadolu'da görevi Türk Silahlı Kuvvetlerine verdiniz.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) - Hayır.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) - Şimdi sakın Türk Silahlı Kuvvetlerinin önünü kesmeyin, elini bağlamayın. Evet, Türk Silahlı Kuvvetleri bölgede görev yapıyor ve yapmalı da çünkü bölgede bir ayaklanma girişimi ve tehdidi var terör örgütü tarafından gerçekleştirilen. Ülkemiz, PKK terör örgütü ve IŞİD tarafından hızla Orta Doğu iç savaşının içerisine sürüklenmek isteniyor.

Öte yandan, terör örgütü tarafından kaçırılan asker, polis ve kamu görevlileri de en hızlı şekilde kurtarılmalı. Bu, AKP Hükûmetinin namusudur. Her Hükûmet üyesi, kaçırılan bu çocuklarımızın kendi çocuğu olduğunu düşünmeli ve ona göre yatağa girmelidir. Bakalım, başını yastığa koyduğu zaman uyuyor mu, uyuyamıyor mu. Bu insanlar, çocuklarımız, terör örgütü tarafından kaçırılan, rehin alınan çocuklarımız bir an önce gereken operasyonlarla kurtarılmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi, özünde bir çetenin, tarihin gördüğü en kanlı terör örgütlerinden bir tanesinin, aşağılık bir kriminal eylemi olan bu kaçırma ve rehin alma eylemlerinin sonlandırılmasını, üstelik gerekçesi PKK terör örgütüne, açılım süreci altında, yeniden teslim olunması talebine dayandırılan bir Meclis araştırması meselesi değil, Millî İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ortak operasyonu meselesi olarak görmektedir. PKK rehin aldığı bu askerlerimiz ve kamu görevlileri aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerinde baskı uygulayabileceğini düşünmektedir. AKP iktidarı PKK terör örgütüne bu fırsatı vermemeli ve derhâl rehin alınan çocukların kurtarılması için gereken operasyonlar başlatılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu süreç uzun bir süreden beri devam ediyor ve sizler de görüyorsunuz, aileler o kadar umutsuz ki PKK terör örgütüne yakın sivil toplum örgütlerinden yardım istemek zorunda kalıyorlar. Bu eminim, benim onuruma dokunduğu gibi sizin de onurunuza dokunuyordur. Bu polislerin ailelerini, bu askerlerin ailelerini, bu kamu görevlilerinin ailelerini bu sözde sivil toplum örgütlerinin elinden kurtarmak, almak Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve AKP Hükûmetinin namus borcudur.