:: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ ::
Gelecek 1000 Yılda Da Burdayız / ANKARA - 2004   Yeniden Türk Milliyetçiliği / ANKARA - 2004   21.Yüzyılda Türk Milliyetçiliği / ANKARA - 2004   Türk Tarihinin ve Geleceğinin Jeopolitik Çerçevesi / ANKARA - 2003   Irak'ta Amerikan ve Türk Politikaları / ANKARA - 2003   Avrupa Birliği'nin Türkiye Politikaları / ANKARA - 2003   TÜRKİYE-AVRUPA BiRLİĞİ İLİŞKİLERİ / ANKARA - 2003   3 Kasım 2002 Seçimleri ve MHP / ANKARA - ARALIK 2002
VİDEO
Tanıdığım Ümit ÖZDAĞ
Turan Dergisi
Bizim Ocak - Ocak92
Bizim Ocak - Nisan92
  :: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ ::
Necip Türk Milletine ve nesl-i atîye tavsiyem şudur ki, sinesinde yetiştirerek başına geçireceği kişilerin kanındaki ve vicdanındaki cevher-i asliyeyi tahlil etmekten bir an feragat etmesin.   Kemal ATATÜRK
:: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ ::
AKP, Irak Türkmen Cephesi’ne Ne Yapıyor? (2) [13.05.2008]

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ*

ITC Başkanı Dr. Sadettin Ergeç’in ITC Başkanlığı görevinden alınmasının arkasındaki asıl proje, ITC içindeki İslami eğilimli ve AKP bağlantılı Türkmen Adalet Partisi’ni ve bu partinin lideri Enver Bayraktar’ı ön plana çıkarmaktır.


ITC Yürütme Kurulu kararının tüzüğü ihlal eden kararının kendisine tebliğ edilmesi üzerine Dr. S. Ergeç, ITC Genel Başkanlığı'ndan çekilmeyeceğini, ITC Tüzüğünü ihlal eden kararı tanımayacağını açıklamıştır. Bunun üzerine ITC'nin en üst organı olan Irak Türkmen Meclisi Sekreterliği aracılığı ile bir açıklama yaparak, "Türkmen Kurultayı’ndan doğan Irak Türkmen Meclisi Türkmen milletinin bütün meselelerini tartışmaya ve çözüm bulmaya normal toplantılarıyla ve üyeleri kanalıyla yükümlüdür. Bunda Türkmen milleti temel ülkülerinden doğan Tüzük esas alınmalıdır.

Irak Türkmen Meclisi Sekreterliği, bütün milletimizi ilgilendiren konularda milleti temsil eden Türkmen meclisine dönülmeyi esas bilmektedir. Hiçbir tedbir veya icraat bunun dışında geçerli olmaz ve iç tüzüğe ters düşer. Ayrıca Türkmen Meclisi’nin makamına layık olmamakla beraber yetkilerine tecavüz sayılır ki, Türkmen Milletinin yüksek menfaatlerine hizmet için bu makama dönülmelidir" demiştir (Irak Türkmen Cephesi Türkmen Meclisi Açıklaması, bizimtürkmen.com) Özetle, ITC'nin en yüksek organı olan Türkmen Meclisi de Dr. Sadettin Ergeç'in görevden alınmasını meşru kabul etmemiş ve reddetmiştir.

Kerkük Ergeç'i Destekliyor

Öte yandan Irak Türkmenlerinin de Dr. Sadettin Ergeç'e büyük bir destek verdiği görülmüştür. Ergeç'e karşı girişilen siyasi komployu protesto etmek amacı ile Türkmenler Kerkük'te gösterilere başlamışlardır. Türkmeneli Televizyonu’na talimat veren Türkiye’nin Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı TRT 2'de bile verilen protesto gösterilerinin Türkmeneli TV'de yayınlanmasını yasaklamıştır. Kerkük'te yüzlerce Türkmen bir bölümü silahlı olmak üzere S. Ergeç'i ziyaret ederek desteklerini açıklamışlardır.

Üniversite öğretim üyeleri, Türkmen işadamları dernekleri, Türkmen aşiret reisleri de S. Ergeç'e desteklerini açıklamışlardır. Türkmen Milliyetçi Partisi Genel Başkanı Hüsamettin Türkmen de silahlı akıncıları ile Dr. Sadettin Ergeç'i ziyaret ederek ve televizyon kameraları önünde silahını göstererek, Dr. Sadettin Ergeç'e yapılacak bir müdahaleye karşı silahlı mücadele edeceklerini açıklamıştır. Kerkük Polis Teşkilatı’nın Türkmen polisleri de Dr. S. Ergeç'ten yana tavır koymuşlardır. Hatta Türkmen polis şefleri Dr. Sadettin Ergeç'in emir vermesi durumunda Dr. Ergeç'i görevden alma girişimini gerçekleştiren ITC Yürütme Kurulu üyelerini Kerkük'e sokmayacaklarını açıklamışlardır.

Ankara'da Panik

Dr. S. Ergeç'e verilen büyük destek üzerine Bağdat Büyükelçisi Derya Kanbay, Dr. S. Ergeç'in görevden alınması girişimi ile kendisinin ilgisinin olmadığını, bu sürecin Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik tarafından Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı tarafından yürütüldüğünü açıklamaya başlamıştır. Oysa Bağdat'taki toplantıda Dr. Ergeç'in görevden alınma girişimi, Büyükelçi Özçelik ve Büyükelçi Kanbay tarafından ortak yürütülmüştür. Musul'da ise Büyükelçi Özçelik, sadece ikinci adımı atmış başkonsolosa yeni durumu tebliğ etmiştir.

Büyükelçi Özçelik, AKP adına "Dr. Sadettin Ergeç Operasyonunu" tamamladıktan sonra Dohuk'a geçmiş ve Dohuk'ta KDP'li Vali Temer Ramazan ve KDP'nin Dış İlişkiler Sorumlusu Safin Dizai ile bir araya gelerek, Türkiye ile K. Irak arasında Dohuk'un elektrik sorunlarının da ele alındığı ticari meseleleri görüşmüştür. (Dr. Ergeç'e verilen destek konusunda bkz. www.kerkuk.net "Ergeç Türkmen heyetlerini kabul etti"). Öte yandan Dr. S. Ergeç ayrıca Türkiye'deki sorumlu makamlara iletilmek üzere olayların gelişimi ile ilgili bir bilgi notu hazırlamış ve iletmiştir.

Dr. S. Ergeç, ayrıca gelişmelerin ancak demokratik kurultay ile aşılabileceğini ve kurultayın da Ekim 2008'de yapılacak Irak vilayet seçimlerden sonra yapılması gerektiğini açıklamıştır. Türkmen Meclisi ise muhtemelen Ankara'dan giden baskılar neticesinde ITC Kurultayı'nın 24 Mayıs 2008'de gerçekleştirilmesi karan almıştır. Oysa önce yapılması gereken ITC Kongresi değil, ITC'ye bağlı siyasi partilerin kongrelerinin yapılmasıdır. Ortaya çıkması gereken bu partilerin toplumsal desteğidir. Çünkü Türkmenlerin çok büyük bir bölümü ITC'yi oluşturan partilere değil, doğrudan ITC'ye destek vermektedirler.

AKP İktidarında Ergeç'i tasfiye planı

Gelişmeler karşısında paniğe kapılan AKP iktidarı, Dr. S. Ergeç'i tasfiye etmek için güç merkezi olan Kerkük'ten Ankara'ya davet etmiştir. Diğer ITC Yürütme Kurulu üyeleri de Ankara'ya davet edilmişlerdir. Dr. Ergeç, 7 Nisan 2008'de Ankara'ya gelmiştir. Ankara'da havaalanında 100 Türkmen tarafından coşkulu bir şekilde karşılanmıştır. Ancak havaalanında karşılamayı filme alıp yayınlayacak olan Türkmeneli TV'ye Dışişleri Bakanlığı tarafından emir verildiği için Türkmeneli TV son anda havaalanına gelmekten vazgeçmiştir. Ankara'da yapılan görüşmelerde sözde taraflar arasında uzlaşma sağlanmış, ITC ve Dr. S. Ergeç'e yönelik komplo durdurulmuştur. Ancak AKP'nin çok kısa bir süre sonra ikinci kez Dr. Ergeç'e karşı komplo girişiminde bulunduğu görülmüştür. Bu çerçevede önce ITC'ye yapılan mali yardımlara büyük kısıtlama getirilmiştir. Barzani peşmergelerinden kaçarak birkaç aylığına Türkiye'ye sığınan ITC bölge liderlerine yapılan yardımlar dahi durdurulmuştur. İlginç bir gelişme de 25 Nisan 2005'te ITC'den ayrılan ve ITC’nin Erbil bürosunu Barzani peşmergelerinin desteği ile basarak tahrip ettikten sonra Barzani'den aldığı para ile “Türkmen İslam Hareketi” adlı kukla bir parti kuran Abdülkadir Bezirgan adlı şahıs Türk Büyükelçisinin istek ve desteği ile Kerkük'te Türkmen İslami Hareketi'nin bir şubesini açtığı ileri sürülmektedir.

27 Nisan'da ITC Yürütme Kurulu'nun ilk komploya imza bir bildiri yayınlayarak Dr. S.Ergeç’in tekrar görevden alındığını açıklamışlardır. ITC Genel Başkanı adına yapılan açıklamada bu kararın hukuksuz olduğu ve tanınmadığı bir kez daha açıklanmıştır.

Bağdat'ta AKP'nin Mayıs Komplosu

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve Büyükelçi Murat Özçelik'in Mayıs 2008 başında Bağdat'a gerçekleşen ziyareti ise tam bir fiyaskoya dönüşmüştür. Kendisine karşı kurulan komploların arkasında AKP hükümetinin olduğunu bilen Dr. Sadettin Ergeç, Ahmet Davutoğlu tarafından 2 Mayıs'ta Bağdat Büyükelçiliği’nde düzenlenen ve komplocu Türkmenlerin de davet edildiği toplantıya katılmayı reddetmiştir.

Bu toplantıda Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Irak'ta yapılacak Ekim 2008 yerel seçimlere ITC'nin hazırlanması amacı ile 15 kişilik seçim koordinasyon heyeti kurmuştur. İlginç olan nokta, ITC mensubu parti genel başkanları, ITC mensubu olmayan parti genel başkanları, Türkmen milletvekilleri ve ITC'nin il temsilcilerinin bazılarının katıldığı koordinasyon heyetinde ITC Genel Başkanı S. Ergeç alınmamıştır. Böylece seçimler öncesinde Türkiye'nin eli ile ITC Türkmenlerin temsilci gücü olarak tasfiye edilmiştir. Dr. Ergeç'in koordinasyon heyetine alınmamasının gerekçesi olarak toplantıya katılmaması gösterilmektedir.

4 Mayıs'ta Kerkük'te Dr. Ergeç'in Kerkük Çarşısı’nda yaptığı ziyaret sırasında Türkmenler Dr. Ergeç lehine gösterilere başlamışlardır. Ancak bu gösterilerin Türkmeneli Televizyonu’nda gösterilmesi Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi ve Musul Başkonsolosu tarafından yasaklanmıştır. Bunun üzerine Kerkük Türkmenleri Türkmeneli Televizyonu’nun Kerkük temsilciliğini basarak, yayın politikasını protesto etmişlerdir. Bunun üzerine Bağdat Büyükelçisi Derya Kanbay, Dr. S. Ergeç'i tekrar tehdit etmiştir. Dr. S. Ergeç'in aynı zamanda bir Irak milletvekili olduğu unutulmamalıdır (Cumhuriyet, 5 Mayıs 2008, Bahadır Selim Dilek, “ITC'de sular durulmuyor”).

ITC'nin İslamileştirilmesi Operasyonu Diğer Hedefi

ITC Başkanı Dr. Sadettin Ergeç'in ITC Başkanlığı görevinden alınmasının arkasındaki asıl proje, ITC içindeki İslami eğilimli ve AKP bağlantılı Türkmen Adalet Partisi'ni ve bu partinin lideri Enver Bayraktar’ı ön plana çıkarmaktır. Enver Bayraktar, Suriye'de ikamet eden ve akıl hocası olan Hasan Turan adlı kişi ile yakın ilişki içindedir. Ailesi Suriye'de yaşamaya devam eden Hasan Turan aynı zamanda Kerkük İl Meclisi üyesidir. Hasan Turan, AKP'nin ekonomik yardım yaptığı ve Türkiye'nin son kara operasyonuna şiddetle muhalefet eden "Irak İslam Partisi" adlı bir Sünni Arap partisi adına çalışmaktadır. Enver Bayraktar'ın da Hasan Turan gibi ailesinin ve kendisinin kısa bir süre önceye kadar Suriye'de yaşadığı biliniyor. Bayraktar da Türkmen AKP'si kurulmadan önce Irak İslam Partisi'nde çalışmaktaydı.

AKP ve AKP'ye bağlı sivil toplum örgütleri bir süreden bu yana Türkmen Adalet Partisi’ne partizanca bir tavır ile siyasi ve mali destek verdiği bilinen bir gerçektir. Ulaşılan aşamada AKP destekli bir darbe ile ITC Başkanı Sadettin Ergeç'in tasfiyesini Irak Türkmen Cephesi'nin de önemsizleştirilerek tasfiyesi hedefi izlemektedir. ITC’nin önemsizleştirilmesi ve Türkmen partilerinden bir parti haline getirilmesi sürecinde AKP Türkmen Adalet Partisi'ni ön plana çıkarmayı hedeflemektedir.

Altı çizilmesi gereken bir noktada her şeye rağmen Türk Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin AKP'nin ITC'nin İslamileştirilmesi operasyonundan hoşlanmadıklarıdır. Bundan dolayı son aşamada Dışişleri Bakanlığı Dr. Ergeç'ten yana tavır alabilir. Ancak, Dışişleri Bakanlığı'nın Dr. S. Ergeç'e yönelik AKP operasyonu ile Dr. Ergeç'i sarsarak, Ergeç'in Denktaşlaşma sürecini durdurmak ve Dr. Ergeç'i kontrol edilebilir hale getirmek için kullanmaktadır.

AKP'nin amacı ise ITC'den Dr. Ergeç'i ve milliyetçi demokrat kadroları tasfiye ederek ITC'yi İslamileştirmektir. Ancak ITC'nin İslamileştirilmesi durumunda Şii Türkmenler ITC'den tamamen ayrılacaklardır. Çünkü bugün ITC'de Sünni Türkmen ve Şii Türkmenleri bir arada tutan ITC'nin mezhepler üzeri konumudur. ITC'nin Müslüman Kardeşler Örgütü’nün eline geçmesi ile bu sona erecektir. Böylece, ITC'nin içi boşalacak, Irak İslam Partisi'nin denetimine girecektir. Irak İslam Partisi, KDP ve KYB ile Aralık 2007'de yaptığı özel bir anlaşma ile Sincar ve Telafer'i de kapsayacak şekilde Musul Vilayetinin %70'ini vermeyi kabul etmiştir (Haq News Agency, December 29, 2007). Böylece Telafer'in Federe Kürt Yönetimine bırakılması sürecine Türkmenlerin ITC üzerinden direnmesi de mümkün olmaktan çıkacaktır.

Irak'ın ve Irak Türkmenlerinin kaderleri açısından yaşamsal önem taşıyan bugünlerde AKP'nin Türkmenleri dar partizan hesaplarla birbirine düşürücü hatta silahlı çatışmaya itebilecek olan tavrı Türkiye'nin yüksek menfaatleri açısından ne kadar büyük tehdit içermekte ise AKP'nin ne kadar Türkiye'nin menfaatlerini çiğneyebileceğini gösteren bir diğer örnektir.

Not: Telafer'e ilgili gelişmeleri www.telafer.com adresinden izleyebilirsiniz.

*21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı

AKP, Irak Türkmen Cephesi’ne Ne Yapıyor? (1) [13.05.2008]

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ*

2005 seçimlerinde büyük baskılar altında kalan Irak Türkmen Cephesi ve Türkmen partileri arzu edilen başarıyı elde edemeyince Ankara partilere yaptığı ayrı ayrı ekonomik yardımı durdurmuş ve bir tek ITC’ye yardım yapmaya başlamıştır.


Irak Türkmenleri karışık ve kara günlerden geçiyorlar. Birleşmiş Milletler Irak Özel Temsilcisi Stefan Mistura tarafından hazırlanan ve 15 Mayıs 2008'de açıklanması beklenen İhtilaflı Bölgeler Raporu ile 450 bin Türkmen’in yaşadığı Türkmen kenti Telafer ve yine Türkmen kenti olan Altunköprü Federe Kürt Yönetimi topraklarına bağlanacak. Ankara'nın Telafer ve Altunköprü'nün Federe Kürt Yönetimine bağlanmasına ciddi bir tepki vermeyeceğine dair görüşler ileri sürülüyor.

Ancak, Telafer ve Altunköprü'nün Barzani'ye verilmesi planları konusunda ortaya bir tepki koymayan AKP hükümeti ve hükümetin gerçek dış politika ajanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, bir süreden buyana Irak Türkmenlerinin en büyük siyasal örgütü olan Irak Türkmen Cephesi’ne yönelik yeni bir siyaset başlatmış durumda. AKP'nin siyasetinin özünde Irak Türkmen Cephesi'nin İslamileştirilmesi ve AKP'lileştirilmesi var. Bu amaçla AKP, Irak Türkmen Cephesi'nin Genel Başkanı Dr. Sadettin Ergeç'i tasfiye etmek için çalışıyor.

Irak Türkmen Cephesi'nin AKP'lileştirilmesi / İslamileştirilmesi girişimi

AKP'nin Dr. Sadettin Ergeç'in tasfiye etme girişimlerine Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Derya Kanbay ve Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı büyük destek veriyorlar. Şubat 2008'de Türkmen ve Irak meseleleri ile ilgili çalışmaların Genelkurmay Başkanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na aktarılmış olması bu iki diplomatın Irak'taki etkisini artırmış durumdadır. Anılan Dışişleri bürokratlarının Dr. Ergeç’in tasfiye edilmesini istemelerinin nedeni ise Dr. Ergeç'in bağımsız ve onurlu duruşu. Dr. Ergeç, "Ben Türkmenlerin siyasal lideriyim" diyerek, Irak gerçeklerini bilmeyen, Irak Türkmenlerine karşı herhangi bir sorumluluk taşımayan bürokratları ITC'nin iç işlerine karıştırmamaktadır.

Ankara'da Dr. S. Ergeç'in bu tavizsiz tavrından rahatsız olan ve Ergeç'in ikinci bir Denktaş olmasını istemeyen çevrelerin de AKP'nin Ergeç'i tasfiye etme politikasına örtülü olarak destek verirken, Ergeç'ten sonra Irak Türkmen Cephesi'nin İslamileştirilmesi girişimleri karşısında da ne yapacaklarını bilmez bir konumda oldukları biliniyor.

Dr. Ergeç'e yönelik olarak gerçekleştirilen tasfiye operasyonu, esasen derinden uzun bir süreden buyana devam etmektedir. 29 Temmuz 2008'de Ankara'da Hacettepe Hastanesi’nde açık kalp ameliyatı geçiren Dr. S. Ergeç Ankara'da ameliyat sonrasında nekahat dönemini geçirirken, başını ITC Yürütme Kurulu üyesi ve Adalet Partisi Genel Başkanı Enver Bayraktar'ın çektiği bir grup, Dr. S. Ergeç'i görevden almak için girişimlerde bulunmuştur.

Türkmen Adalet ve (Kalkınma) Partisi

Türkmen Adalet Partisi ilginç bir partidir. Türkmen Adalet ve Kalkınma Partisi 1994 senesinde kurulmuştur. Parti ancak Mart 2005'te yapılan ITC Kurultay'ında ITC'ye katılmıştır. Ancak bu ismin onu çok açık bir şekilde AKP'nin uzantısı olarak gösterdiği düşünülerek, ismi Türkmen Adalet Partisi'ne çevrilmiştir. Partinin ciddi bir halk desteği hiç olmamıştır.

Türkmen Adalet Partisi lideri Enver Bayraktar ise İhvanı Müslim (Müslüman Kardeşler) örgütü bağlantısı ile tanınmaktadır. Dr. Ergeç'in müdahalesi ile bastırılan bu darbe girişimini, ITC'nin kurultay düzenlemesini talep eden adımlar izlemiştir. Dr. Ergeç bu zamansız kurultay girişimlerine de karşı çıkmıştır. Dr. Ergeç, meydan okuyarak böyle önemli bir aşamada gerçekleştirilecek bir kurultayda aday olmayacağını açıklamıştır.

Dr. S. Ergeç'in Türkiye'den Kerkük'e dönmesinden sonra da ITC içinde huzursuzluk kaynağı olan Türkmen Adalet Partisi Başkanı Enver Bayraktar'ın saldırgan ve bozguncu tavrı devam etmiştir. 3 Kasım 2007'de Kerkük'te ITC Yürütme Kurulu toplantısında Enver Bayraktar Dr. S. Ergeç'i ağır bir şekilde suçlamış ve kavga çıkarmıştır. ITC Yürütme Kurulu'nda çıkan kavga KYB tarafından desteklenen Kürt gazetesi Alay Azadi'de 5 Kasım 2007'de yayınlanmıştır. Enver Bayraktar Dr. S. Ergeç'e karşı kendisinin ve arkadaşlarının Ankara'daki askeri yetkililer tarafından kışkırtıldığı gibi bir yalanı da söylemiştir.

Şubat 2008'de önemli bir gelişme gerçekleşmiş ve Irak Türkmenleri ile ilgili siyaset yürütme sorumluluğu Genelkurmay Başkanlığı'ndan Dışişleri Bakanlığı’na geçmiştir. AKP'nin Enver Bayraktar başta olmak üzere, Irak Türkmen Cephesi üyesi partileri Dr. S. Ergeç'e karşı kışkırtılması devam etmiştir. 29 Mart 2008'de Bağdat'ta yapılan ITC Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmının katıldığı toplantıda Dr. Sadettin Ergeç'in görevden alındığı açıklanmıştır.

Talabani: Ergeç'i tasfiye edin

Sadettin Ergeç'in görevden alınması girişimi sadece ITC içinde birkaç parti liderinin girişimi gibi görünen bir ITC'nin AKP'lileştirilmesi operasyonu mudur, yoksa bunun bağlantılı olarak daha büyük bir uluslararası planın ürünüdür? KDP ve KYB, Kerkük'ü ele geçirmek amacı ile Irak Anayasası'nın 140. Maddesine 2007 Aralık ayında yapılacak bir referandum ile Kerkük'ün geleceğinin belirleneceği maddesini koydurmuşlardır. Bundan sonraki dönemi Kerkük'e yoğun bir Kürt göçü izlemiştir. Yüz binlerce Kürt Kerkük'ün varoşlarına yerleşmiştir. Böylece 2003'te 850 bin olan Kerkük nüfusu 1 milyon 300 bine çıkmıştır.

Aralık 2007'de yapılması planlanan referandum gerek Ortadoğu gerekse Irak'taki dengelerin bir referandumun gerçekleşmesi durumunda iç savaşı tetikleyeceği endişesi ile KDP ve KYB tarafından her şeyi göze alarak arzu edilmesine rağmen ABD'nin isteği ile 6 ay ertelenmiştir. Bölgesel ve Irak dengelerinin Kerkük'ün bir referandum ile Kürtlerin eline geçmesine izin vermeyeceğini anlayan Barzani ve Talabani yeni bir yöntem üzerinde çalışmışlardır. Celal Talabani tarafından ortaya atılan yeni projeye göre Kerkük Vilayet Meclisi, %32 Arap, %32 Kürt, %32 Türkmen ve %4 Hıristiyanlardan oluşacaktır. Böylece Barzani ve Talabani, Kerkük'ü ele geçirmeyi zamana yayabileceklerdir.

Talabani tarafından getirilen anlaşmanın bir parçası olarak Kerkük Türkmenlerinin şimdiye değin Kürtler ve Araplar tarafından gasp edilmiş olan arazilerinden vazgeçmeleri istenmiştir. ITC Genel Başkanı Dr. Sadettin Ergeç ise Talabani'nin planına çok boyutlu olarak itiraz etmiştir. Dr. Ergeç'in Talabani'nin planına karşı çıkışının en temel gerekçelerinden birisi de 2003 senesi erzak dağıtım kayıtlarının da ortaya koyduğu şekli ile nüfusun %55'inin Türkmen, %30'unun Arap ve %10'unun Kürt olduğu gerçeği idi.

Dr. S. Ergeç'in itirazları üzerine Celal Talabani Ankara'ya Irak Cumhurbaşkanı olarak yaptığı ziyaret sırasında Ankara'ya "PKK konusunda anlaşabiliriz, ancak Kerkük konusunda aşırılık yapanların yumuşatılması gerekir" mesajını vermiştir. Amerikan Başkan yardımcısı Dick Cheney'in Ankara ziyareti sırasında da Barzani ile daha yakın ilişkiler önerdiği ve Kerkük konusunun çözümü için Talabani'nin önerisinin dikkate alınmasını istemiştir.

Dr. Ergeç: Kerkük'ten vazgeçmem

Sadettin Ergeç'in başarısızlıkla sonuçlanan görevden alma girişiminden önce gerçekleşen bir ilginç gelişme de ABD'nin Irak Büyükelçisi ile Dr. Sadettin Ergeç arasındaki görüşme olmuştur. Görüşmeden Kerkük'ün geleceği konusunda büyük bir tartışma çıkmıştır. Dr. Ergeç, Kerkük konusunda "Kerkük Türkmen şehridir ve kesin Kürdistan'a bağlanmayacaktır" görüşünü savunmuştur.

Ergeç, Kerkük'ün geleceğinin referandum ile belirlenmesini isteyen Irak Anayasası'nın 140. Maddesinin tamamen kaldırılmasını istemiştir. Havanın gerginleşmesi üzerine Dr. Sadettin Ergeç, Amerikan Büyükelçisi ile yaptığı toplantıda keserek toplantıyı terk etmiştir. Amerikalılar Ergeç'in bu tavrına kızmış ve Türkiye Hükümetine bu konu ile ilgili bilgi vermişlerdir. Ergeç'in Kerkük'ün Türkmen kimliği konusunda ısrarcı olduklarını söylemişlerdir.

Bir diğer ilginç gelişmede 28 Mart'ta ITC Yürütme Kurulu üyesi ve Bağımsızlar Hareketi Başkanı Kenan Şakir Üzeyirağalı'nın Bağdat toplantısından bir gün önce, 28 Mart'ta Arapların kurduğu Irak Kerkük Cephesi Genel Sekreteri Ahmet Hamid El Ubeyit'inde içinde olduğu bir Arap heyeti ile bir toplantı yapmış ve onların Türkmenlerin Saddam döneminde Araplar tarafından gasp edilen toprakların üzerindeki haklarından vazgeçeceği konusundaki isteklerini kabul ettiğini açıklamış olmasıdır. Oysa ITC bu konuda yargıya gitmiş ve Türkmen arazilerinin Türkmenlere geri dönmesi için dava açmıştır.

29 Mart 2008: Ergeç'i tasfiye girişimi

Nihayet Ergeç'in bu çıkışından rahatsız olan Türk Dışişleri Bakanlığı Ergeç'i görevden almak için 29 Mart 2008 tarihli toplantıyı düzenlemiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Irak Temsilcisi Murat Özçelik'in katıldığı bir toplantıda Bağdat'ta bir araya gelen Sadettin Ergeç, ITC Yönetim Kurulu Üyeleri Bağımsız Hareket Başkanı Kenan Şakir, İslami bir parti olan Adalet Partisi Başkanı ve İhvani Müslim bağlantılı Enver Bayraktar, Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Cemal Şan, ITC Tuzhurmatı İl Sorumlusu Ali Haşim Muhtaroğlu, ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar, Bağdat İl Sorumlusu Aydın Aksu ve Erbil İl Sorumlusu Nezhet Abdul Gani, Diyala İl Sorumlusu Dr. Usame ile Türkmeneli Partisi Başkanı Riyaz Sarıkahya ile Karar Partisi Başkanı Faruk Abdullah Abdurrahman toplantıya katılmışlardır.

Toplantıda Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Cemal Şan, ITC Genel Başkanı Sadettin Ergeç'i sert bir şekilde eleştirmiştir. C. Şan, "Siz Türkiye olarak bir diktatör yaratıyorsunuz. Bütün olanakları Sadettin Ergeç'e sağlıyorsunuz. O da bu olanakları bizi ezmek için kullanıyor" suçlamasında bulunmuştur. Bağımsız Hareket Başkanı Kenan Şakir'de Şan'ı desteklemiştir (Cumhuriyet, 1 Nisan 2008). Oysa bu suçlamaların muhatabı Dr. Sadettin Ergeç değil, Ankara'dır. 2005 Ocak ayında yapılan Irak seçimlerine kadar Türkiye Irak'taki bütün Türkmen partilerine ayrı ayrı ekonomik yardım yapma politikası izlemiştir.

2005 seçimlerinde büyük baskılar altında kalan Irak Türkmen Cephesi ve Türkmen partileri arzu edilen başarıyı elde edemeyince Ankara partilere yaptığı ayrı ayrı ekonomik yardımı durdurmuş ve bir tek ITC'ye yardım yapmaya başlamıştır. Üstelik bu politika başarılı olmuş ve ITC içinde bir disiplinin oluşmasına neden olmuştur. Bu durumdan dolayı Dr. Ergeç'in suçlanması mümkün değildir. Ankara ister ise bu doğru politikayı Dr. Ergeç'e sormadan değiştirebilir. Ancak meselenin bir ekonomik yardım politikası değil, Ergeç'in tasfiyesi olduğu açıktır.

Bu suçlamalar üzerine S. Ergeç ve toplantıyı ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar terk etmiştir. Toplantıdan ayrılan Dr. Ergeç'e ulaşamadıklarını söyleyen Bağdat Türk Büyükelçiliği temsilcilerine göre bunun üzerine, toplantıda kalan dört ITC Yürütme Kurulu üyesinin imzaları ve ITC Yürütme Kurulu üyesi olmayan Riyaz Sarıkahya ve Faruk Abdullah Abdurrahman'ın moral desteği ile S. Ergeç'i görevden almıştır.

Oysa ITC Tüzüğüne göre Dr. S. Ergeç ve ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar olmadan ITC Yürütme Kurulu'nun toplantı karar sayısı oluşturması mümkün değildir. Ayrıca ITC Yürütme Kurulu üyesi olmayan Riyaz Sarıkahya ve Faruk Abdullah Abdurrahman'ın böyle bir sürecin içinde hiçbir şekilde yer almaya hakları yoktur. Buna rağmen ITC Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmı ITC Tüzüğünü açık bir şekilde çiğneyerek, Dr. S. Ergeç'i görevden aldıklarını açıklamışlardır. Şakir, Bayraktar, Şan ve Muhtaroğlu'ndan oluşan ITC Yürütme Kurulu üyeleri Bağdat'tan Kerkük'e döndükten sonra ikinci bir toplantı yapmış ve Ergeç'i görevden alma kararını ikinci kez açıklamışlardır.

Büyükelçi Kanbay Dr. Ergeç'i tehdit ediyor

Görevden alınan Dr. S. Ergeç'in yerine ITC Tuzhurmatı temsilcisi Şii Türkmen Ali Haşim Muhtaroğlu'nun atandığı duyurulmuştur. Bu arada Türkmeneli TV'nin Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisine bağlandığı, ITC Güvenlik Dairesi'nin de merkezi Ankara'da olan Türkmeneli İşbirliği ve Yardım Vakfı’na bağlandığı duyurulmuştur. 29 Mart 2008 tarihinden itibaren Türkiye'nin Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı'nın emri ile Dr. Sadettin Ergeç'ten "ITC Başkanı Sadettin Ergeç" olarak değil, "Türkmen milletvekili" olarak bahsedilmeye başlanmıştır. Bu arada Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Büyükelçi Derya Kanbay ile görüşen Dr. Sadettin Ergeç'i Büyükelçi D. Kanbay açık bir şekilde tehdit etmiştir.

*21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı

AKP, 1000 Yıllık Telafer’i Barzani’ye Teslim Ediyor [09.05.2008]

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ*

Telafer Türkmenleri arasında Sünni Türkmen-Şii Türkmen çatışması çıkarmak amacı ile de Amerikan-Barzani ittifakı tarafından değişik komplolar düzenlendi ve Sünni Türkmen gruplar arasında kısmi çatışma çıkarmada başarı da olundu.


Birleşmiş Milletler'in Barzani yanlısı Irak temsilcisi Stefan Mistura tarafından hazırlanan Irak'ta İhtilaflı Bölgelerle ilgili Çözüm Planı’na göre, 450 bin Türkmen’in yaşadığı ve %100 Türkmen olan Telafer kenti ve yine %100 Türkmen kenti olan Altunköprü, Kürt Federe Devleti'ne bağlanacak. Diplomatik kaynaklardan gelen bilgilere göre Barzani Yönetimi, Irak Anayasası'nın Kerkük'te referandum yapılmasını öngören 140. maddesinin uygulanmaması karşılığında, İhtilaflı Bölgelerle ilgili Çözüm Planı çerçevesinde Kerkük ve Musul vilayetlerine bağlı birçok ilçeyi ele geçirecekler.

Yine diplomatik çevrelerin verdiği bilgiye göre BM'nin Irak temsilcisi Stefan Mistura'nın hazırladığı plan Barzani'ye Kerkük referandumu ile ele geçirmeyi hedeflediği toprakların %70'ni verecek.

Alınan bilgilere göre Mistura'nın raporu, Kürt Federe Devleti'ne Musul Vilayeti'ne bağlı Suriye sınırında Arap, Kürt ve Türkmenlerden Sincar bölgesini, sadece Türkmenlerin yaşadığı Telafer kentini, Musul-Erbil arasındaki Mahmur bölgesini, halen Barzani'nin yasa dışı olarak yönettiği ancak Kürt Federe Devletine ait olmayan Altunköprü Kürt bölgesine bırakılacak. Böylece Federe Kürt Devleti kontrolü altındaki alanı büyük ölçüde genişletecek. Böylece Federe Kürt Bölgesi Suriye'nin Kamışlı bölgesindeki Kürt bölgesi ile sınırdaş hale gelecek. Barzani, bu süreci Büyük Kürdistan'a giden yolda ilk adım olarak görüyor.

BM Irak temsilcisi Stefan Mistura, kısa bir süre önce Federe Kürt Devleti yetkilileri ile Selahattin yolu üzerindeki Hanzat Otelinde buluşarak planın detayları üzerinde anlaşmış görünüyor. Stefan Mitsura, planla ilgili Türk Dışişleri Bakanlığı Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Murat Özçelik'e de bilgi vermiştir.

Telafer'in Kürt Federe Devletine bağlanması ile Türkiye'nin Kerkük ile bağlantısı da kesilecek. Barzani, Telafer'i Kürt bölgesine bağlayıp kent üzerinde hakimiyetini sağlamlaştırdıktan sonra 2008 Ekim ayında yapılacak yerel seçimlerde Kerkük'te KDP-KYB'nin başını çektiği ortak liste ile Kerkük yerel meclisini ele geçirmeyi ve yerel meclisten Kerkük'ün Federe Kürt Devleti'ne bağlanması kararını çıkarmayı hedefliyor.

Amerikan ordusu Telafer kentine saldırı düzenledi

450 bin Türkmen'in yaşadığı, nüfusun %75'ini Sünni Türkmenlerin, %20'sini Şii ve %5'ini ise Alevi-Bektaşi Türkmenlerin oluşturduğu Telafer'de ise Türkmenler, 2004'ten bu yana kenti Barzani'ye teslim etmek isteyen Amerikan Ordusu ve Barzani peşmergelerine karşı amansız bir savaş sürdürüyorlar. Telafer'in Türkmen kimliği ve Kürt Federe Devletine bağlanmaması için savaşan 10 bine yakın Türkmen gerilla başlıca Türkmen örgütleri, "Sultan Abdülhamit Kıtaları" (Ketaip Sultan Abdülhamit), "Fatih Sultan Mehmet Kıtaları" (Ketaip Muhammed El Fatih) ve Cemaat de denilen grupta örgütlenmişlerdir. Cemaat grubu, halen Irak İslam Devleti adlı bağlı olarak peşmergelere ve Amerikan Ordusuna karşı savaşıyor.

2004'ten buyana Amerikan Ordusu, kentte EI Kaide olduğu iddiası ile peşmergelerle birlikte Telafer kentine yönelik altı büyük saldırı düzenledi. Birinci Amerikan-Peşmerge Operasyonu Kara Tayfun Eylül 2004'te gerçekleşmiştir. İkinci operasyon Mayıs 2005'te, üçüncü saldırı Haziran 2005'te, dördüncü ve beşinci saldırı "Hakları İade Operasyonu" çerçevesinde iki aşamalı olarak Eylül-Ekim 2005'te gerçekleşmiştir. Altıncı Saldırı "Dük Operasyonu" Nisan 2006'da gerçekleşmiştir.

Ancak bu ağır saldırılara rağmen Telafer'deki Türkmen direnişi durdurulamamıştır. Telafer Türkmenleri arasında Sünni Türkmen-Şii Türkmen çatışması çıkarmak amacı ile de Amerikan-Barzani ittifakı tarafından değişik komplolar düzenlendi ve Sünni Türkmenlerle Şii Türkmen gruplar arasında kısmi çatışma çıkarmada başarı da olundu. Ancak bu tahrikler Telafer'de Türkmen direnişini kıramadı. Telafer'de direniş hala devam etmektedir. Telaferliler bu çatışmalarda 5000 şehit vermişlerdir. 7500'den fazla Telaferli Irak ve peşmerge hapishanelerinde en ağır işkenceleri görmeye devam etmektedir.

Telafer'de Amerikan birliklerinin yanında 8000 peşmergenin işgali devam etmektedir. Kent merkezinden göç eden 70 bin Telaferli Telafer etrafındaki köylere ve Musul'a sığınmışlardır.

Telafer'deki gelişmeler www.telafer.com’da

Telafer ve Altunköprü'nün Kürt Federe Devleti bölgesine bırakılması konusunda Barzani yönetimi ile ilişkileri yoğunlaştırma kararı alan AKP Hükümetinin ise Telafer'in Federe Kürt Devletine bağlanmasına bazı gösteri niteliğindeki çıkış ve açıklamaların dışında karşı çıkmayacağı diplomasi kulislerinde konuşuluyor. "Kerkük'te referandumun iptal edilmesini" kamuoyunun gözünü boyamak için kullanan AKP Hükümetinin Telafer'e en ufak bir ilgi göstermediği ve Telafer Türkmenlerinden gelen yardım isteklerine kısıtlı Kızılay desteği dışında bir yardım cevabı vermediği biliniyor. Esasen AKP Hükümetinin bugünlerde Irak’ta ana meselesinin Irak Türkmen Cephesi’nin İslami bir yapıya kavuşturulması ve İhvani Müslimin (Müslüman Kardeşler Örgütü) aracılığı ile Irak İslam Partisi ile aynı çizgiye sokulması hedefleniyor. AKP Hükümeti bu amaçla, ITC Genel Başkanı Dr. Saadettin Ergeç'i tasfiye ederek, ITC'nin başına adı Türkmen Adalet ve Kalkınma Partisi iken çok göze battığı için Türkmen Adalet Partisine çevrilen Enver Bayraktar'ı geçirmek istiyor. Bu gelişmeler karşısında K. Irak ve Türkmen meselesi ile ilgili sorumluluğu Şubat 2008'de Dışişleri Bakanlığına devreden Genelkurmay Başkanlığının nasıl tepki vereceği merak ediliyor.

Öte yandan Telafer'deki son gelişmeleri kamuoyuna iletmek amacı ile www.telafer.com adlı bir internet sitesi yayına başladı. Bu internet sitesi Telafer'deki gelişmeleri günlük olarak dünya kamuoyuna duyuracak.

*21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

Toplam Güncel Yazı:13 Sayfalar:1[2][3][4][5]
 :: Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ ::

Makale - Yazı Ara :

Prof. Ümit Özdağ Gündemi Değerlendiriyor [19.11.2007]

22 Temmuz 2007 Seçimleri ve MHP [19.11.2007]

Kerkük Krizi ve Türkiye’nin Irak Politikası [19.11.2007]

Toplam Makale - Yazı: 602 [ YAZILARIN TAMAMI ]