18 Şubat 2016 Tarihli Basın Toplantısı

Değerli basın mensupları,

Türkiye, Türk Milleti, Türk Silahlı Kuvvetleri dün Ankara’da yapılan alçakça bir terörist saldırıya uğramıştır. Bugünde Diyarbakır-Lice’de ikinci bir saldırı gerçekleşmiştir. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dün TBMM’de yaptığım konuşmada saat 16.30’da Her an sınırımızda ve  ülkemizde kontrol dışı ve beklenmedik  olayların olabileceğini  ifade etmiştim. Ne yazık ki 2 saat sonra aslında beklenen bir olay oldu. Ve bu alçakça saldırı gerçekleşti.

 Çok açık bir şekilde ifade ediyorum. Bu saldırı konusunda stratejik ve operasyonel istihbarat zaafı yoktur. Ankara bombalamasında olduğu gibi taktik istihbarat ve önleyici polis faaliyeti zaafı vardır. Güvenlik güçlerine Ankara’da yapılacak araçlı bir bombalı saldırı yapılacağına dair bilgi ulaşmıştı. Ne yazık ki, polisiye önlemler etkin kurulamadı. Şaşırmamak lazım. Çankaya ilçesinde polis teşkilatı çok ağır bir baskı altında. Bu ilçe  çok ağır terör tehdidi ile karşı karşıya. Çankaya ilçesi için özel bir istihbarat-jandarma-polis yeniden örgütlenmesi gerekiyor.   Personel ve kaynak güçlendirmesine ihtiyaç var. Ankara’da aylardan buyana Emniyet Müdürlüğü vekaleten yürütülüyor.  

Oysa Ankara’nın tehdit altında bir şehir olduğu biliniyor. 9 Şubat 2016’de TBMM’de yaptığım  konuşmada önümüzdeki dönemde askeri ve terörist tehditlerin artacağının ve  PKK’nın büyük şehirlerde sansasyonel eylemler yapmak için çalışacağının altını çizmiştim.

Türkiye’nin Şubat 2016’dan itibaren PKK terörünün yeni dalgaları ile karşı karşıya kalacağı bilinmekteydi. 4 Ocak 2016 tarihli Sözcü gazetesinde PKK’nın şubat sonunda yer yerde kent savaşı başlatmaya hazırlandığı açıklamıştım. TBMM’de MHP Grubu adına yapmış olduğum konuşmalarda da Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki mevcut terör dinamiklerini güçlendireceğini ifade etmiştim. Mevcut koşullar altında Türkiye’nin terörle normal dönemlere ait hukuki ve politik mekanizmalar ile mücadele edemeyeceği açıktır. 27 Ocak 2016’de TBMM’de yaptığım konuşmada sıkıyönetim ilan edili mesi gerektiğini açıkladım. 16 Şubat 2016’de TBMM’de MHP grubu adına yaptığım konuşmada “Milliyetçi hareket Partisi, bölgedeki gelişmelerin Türkiye içindeki terör dinamiklerini harekete geçireceğini öngörmektedir. Esasen, güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerinden gelen bilgiler de bu öngörüyü doğrulamaktadır. AKP Hükümeti, Türkiye bir iç savaşın kıyısında, bir şehir çatışması içinde yaşarken, duruma hala  normal şartlar hakimmiş gibi davranmaktadır. Oysa, Cumhurbaşkanı, öğretmenlere Güneydoğu Anadolu’nun tekrar vatanlaştırılmak zorunda olduğunu açıkladı. MHP size Güneydoğu Anadolu’yu bıraktığında vatandı. Ne zaman kaybettiniz ki şimdi tekrar vatanlaştırmak için çalışıyorsunuz?... artık olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilan edilmelidir.”

Bu açıklamamızı, 17 Şubat 2016’da TBMM’de MHP Grubu adına yaptığım konuşmada güçlendirerek tekrarladık.  TBMM’de düzenlediğim 10 Şubat tarihi basın toplantısında ve 3 Şubat tarihli basın toplantısında PKK’nın yapacağı saldırılar ile ilgili uyarılarda  bulundum.

Değerli basın mensupları,

 Bunları sıralamamın nedeni “Biz söylemiştik” demek değil. Bundan sonra söyleyeceklerimiz ve önereceklerimiz ile ilgili olarak AKP Hükümetinin ve yetkililerin söylediklerimiz üzerinde daha ciddi şekilde düşünmelerini sağlamaktır.

 Değerli basın mensupları,

 Ankara’da dün gerçekleşen saldırı, üzerinde ciddi bir şekilde düşünülmelidir. Türkiye’nin bütün dikkatini PKK/PYD’ye çevirdiği ve AKP Hükümetinin Suriye’ye kara müdahalesine istekli olduğu bir dönemde PKK’nın Ankara’yı bilen tanıyan bir PKK’lı yerine Suriye doğumlu ve Suriye’de yaşayan bir PYD’liyi böyle bir katliam saldırısı için seçmiş olması düşündürücüdür. Sanki birileri  bu saldırı ile Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesini kışkırtmak istemektedir. Bundan dolayı öncelikle soğukkanlı olmak ve saldırıyı sükünetle değerlendirmek gerekmektedir. Türkiye, PKK/PYD’ye indireceği ağır darbenin yerini ve zamanını çok doğru seçmeli, bu darbe saldırıyı düzenleyenlerin istediği yer ve zaman değil, Türkiye’nin istediği yer ve zamanda  olmalıdır. Türkiye, bekleneni değil, beklenmeyeni yaparak şaşırtıcı etki faktörünü kullanmalıdır.

 Değerli basın mensupları,

Suriye iç savaşının aldığı boyut ve PKK terörünün ulaştığı aşama Türkiye’yi sıkıyönetim ilan etmeye zorlamaktadır. Sıkıyönetim ilan edilmeden geçen her gün ülkemize zarar vermektedir. Eğer gecikilir ise bir gün sıkıyönetim de yetmez hale gelebilir. Keza, bunun dışında PKK ve IŞİD terörüne karşı saldırgan bir istihbarat ve önleyici polisiye önlemler sisteminin geliştirilmesi gerekiyor.

 Değerli basın mensupları,

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, PYD politikasından dolayı ABD’yi sert bir şekilde eleştirmeye başlamışlardır. Oysa artık eleştiri değil zaman alınması gereken önlemleri Amerikalılar ile konuşmanın zamanıdır. ABD’nin Suriye ve PYD politikası, Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına zarar vermektedir.

Değerli basın mensupları,

Güneydoğu Anadolu’da Sur, Silopi ve Cizre’de PKK terörüne karşı mücadele eden ve ağırlığını JÖH ve PÖH’ün oluşturduğu Türkiye’nin seçkin savaşçılarının, önemli ve kolay çözülebilecek sıkıntıları vardır. Cizre’de okullarda kalan PÖH’ler su ihtiyaçlarını nehire attıkları bir motorla nehirden karşılamaktadırlar. Bu su sadece tuvalet ihtiyacı için kullanılmaktadır. PÖH’ler günlerden buyana yıkanamadıklarını ifade etmektedirler. Keza PÖH’ler yedikleri yemeğin kalorisinin az olduğunu ve çoğu zaman doymadıklarını ifade etmektedirler. Aynı şikayet JÖH’ler tarafından da ifade edilmektedir. Oysa bu insanlar her gün abdest almalıdır. Her gün şehit olabilirler.