25 Ekim 2015 Tarihli Basın Toplantısı

Çok değerli basın mensupları,

Türkiye olağanüstü gerilimli bir atmosferde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sürüklendiği “ Kasım 2015 erken genel seçimlerine doğru hızla ilerliyor. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin en son 17 Ağustos 2015 tarihli Bahçeli-Davutoğlu görüşmesinde Davutoğlu’nu erken genel seçimin güvenlik risklerini artıracağı konusundaki uyarısına rağmen ülkemizi seçime sürükleyen Erdoğan’a direnemeyen Davutoğlu da bugün yaşananların sorumlusudur. Sayın Bahçeli’nin öngörüsü gerçekleşmiş, Cumhuriyet tarihinin ve dünya tarihinin en önemli terör eylemlerinden biri Ankara’da Gar Meydanında gerçekleşmiştir.

Ankara’da IŞİD tarafından gerçekleştirilen terör eyleminin yaklaştığını 5 Eylül 2015’de TBMM bahçesinden Samanyolu Haber’e verdiğim demeçte “Ankara Çankaya’da IŞİD kitlesel kıyım amaçlı bir saldırı için istihbarat çalışması yapıyor” diyerek ifade etmiştim. İktidarın bütün kafa karıştırma, IŞID’in bu eylemdeki rolünü küçültme girişimlerine rağmen, IŞİD’in terör eylemini gerçekleştirdiği sabittir. Birkaç gün önce IŞİD’i “nankör” olmakla suçlayan Başbakan Davutoğlu, açık bir şekilde AKP Hükümeti’nin IŞİD ile içinde olduğu ilişki biçimini ortaya koymuştur. AKP’e IŞİD’e iyilik yapmaktadır, IŞİD ise bu iyiliğe karşı kötülükle karşılık vermektedir. AKP, hala IŞİD’e Ankara katliamındaki başrol oyunculuğunun üstünü örterek, iyilik yapmaya devam etmektedir.  

AKP Hükümetinin IŞİD’in rolünü küçültmeye çalışmasına rağmen güvenlik güçleri Eylül başında IŞİD eyleminin gerçekleşeceğini biliyorlardı. Eylemden birkaç gün önce somut istihbarat gelmiş olmasına rağmen IŞİD’li canlı bombacılar yakalanamamıştır. Burada sorulması gereken soru, Ankara’da orta büyüklükte bir miting için 4.500 polis görevlendirilirken neden katliamın olduğu gün 1500 polisin görevlendirildiğidir. Barış Mitingi adı verilen mitingin toplanma bölgesinde bile 14.000 kişinin bir araya geldiği göz önünde tutulur ise görevlendirilen polis sayısının çok az olduğu ortaya çıkacaktır. Bu durum polis müdürleri arasında bile sert tartışmalara yol açmakta ve eleştirilmektedir. 1 Kasım sonrasında kurulacak bir hukuk çizgisindeki hükümet Ankara/Gar meydanında nelerin olduğunu muhakkak araştıracaktır.

Seçimlere 7 gün kaldığı bugün Emniyet kaynakları Türkiye’ye birisi yabancı uyruklu bayan, 3’ü Türk uyruklu erkek toplam 4 IŞİD’li teröristin sızdığını bildirmişlerdir. Bunların adlarının Ömer Deniz, D. Muhammet Z.A. ile Savaş Yıldız ve Kazakistan doğumlu Walentina S. oldukları açıklanmıştır. Anılan teröristlerin uçak ve gemi kaçırma amacı ile sızdıkları ileri sürülmüştür. Uçak ve gemi kaçırma gibi sofistike, kapsamlı bir altyapı çalışmasını gerektiren eylemlerdir. IŞİD’in Türkiye’de AKP Hükümeti’nin hoşgörüsü sayesinde dar bir toplumsal ve finansal alt yapı oluşturduğunu bilmekle beraber, uçak veya gemi kaçıracak kadar güçlü bir alt yapısının olmadığı bilinmektedir. IŞİD’in eylem pratiğinde de böyle eylemlere rastlanmamaktadır.

Üstelik, Türkiye’ye sızan IŞİD’li sayısı 4 değil 12’dir. Bunların büyük bir bölümü T.C. nüfus cüzdanına sahiptir. Türkiye’ye kısa aralıklar ile 4 ve 8 kişilik gruplar olarak Suriye sınırından sızmışlardır. Gaziantep üzerinden Türkiye’ye yayıldıkları tahmin edilmektedir. Ne kadarının halen Gaziantep’te olduğu veya olup olmadığı konusunda bir şey söylemek mümkün değildir.  İlk dört kişilik grubun Türkiye’nin ne kadar derinliğine duhul ettiği bilinmemekle beraber polisin kara yolları başta olmak üzere muhtemel her yolu ağır bir denetim altına aldığı görülmektedir.

Bu kontrolleri 22 Ekim 2015’de Aksaray’a giderken üç yol çevirmesi sırasında bizzat görme imkânım oldu. Öte yandan dün ikinci dalgada Türkiye’ye giren 8 eylemcinin nerede olduğu konusunda da ortada henüz hiçbir emare yoktur.    

Değerli basın mensupları,

IŞİD’li teröristlerin Türkiye’ye girme amacının uçak veya gemi kaçırmak olduğunu düşünmüyorum. IŞİD’li teröristler eğer gerçekleştirebilirler ise kitlesel katliam amaçlı eylemlerde bulunacaklardır. Türkiye her geçen gün artan ve katlanılmaz boyutlara ulaşacak şekilde AKP Hükümetlerinin Suriye iç savaşını destekleme politikasının bedelini ödemektedir. Şam’da Emevi Camii’nde Cuma namazı kılacağız diye yola çıkanlar, ülkemizin değişik kentlerinin camilerinde cenaze namazlarının kılınmasının önünü açmışlardır.

Değerli basın mensupları,

IŞİD’li terörist gruplarının Türkiye’ye Suriye sınırından girmeleri, AKP Hükümeti’nin hala Türkiye-Suriye sınırında güvenliği sağlayamadığını göstermektedir. Sınırımız hala elek gibi geçirgen olmaya devam etmektedir. AKP’nin sınırda güvenliği sağlayacak iradeye sahip olmaması  hatta 2011 sonrasında sınırı bilinçli şekilde cihatçı selefilerin geçişine açması, yabancı basında Türkiye’nin adının cihadist otoyoluna çıkmasına neden olmuştur. MHP,  Türkiye’nin Ortadoğu ve Suriye politikasının değiştiğini Türkiye-Suriye sınırında Türk devletinin tekrar hakimiyetini kurarak başlayacaktır. Türkiye-Suriye sınırından değil terörist veya kaçakçı izinsiz sinek bile geçemeyecektir. Bu tür kapsamlı bir güvenlik ve korunma için 21. Yüzyıl teknolojisi gereken imkanları sağlamaktadır.

Değerli basın mensupları,

Türkiye’ye giren 12 IŞİD mensubu dışında bizdeki bilgilere göre Gaziantep’te bir IŞİD’li terörist 9 Ekim 2015’den bu yana eylem amacı ile beklemektedir. Bu bilgi güvenlik güçleri ile de paylaşılmıştır. Bu bilginin doğru olduğunu gösteren gelişmeler olmuştur.24 Ekim 2015 günü saat 09.30 sularında 1.70 boyunda, esmer, zayıf görünümlü IŞİD’li teröristlerden Savaş Yıldız’a benzediğini polis kaynaklarından öğrendiğimiz bir kişi MHP milletvekili adayı Avukat Ejder Demir’in Fevzi Çakmak Bulvarındaki bürosunun yakınlarında görülmüştür. Olay yerine gelen polisin görgü tanığına gösterdiği fotoğraftan tanık şüpheli IŞİD mensubunu tanımıştır.  Aynı şahıs daha sonra Düztepe ve Osmangazi’de görülmüştür. Her iki seferde polise ihbarda bulunulmuş fakat yakalanamadan bulunduğu yerden ayrılmıştır. Bu şahsın polis tarafından bir an önce bulunması ve Savaş Yıldız olup olmadığının belirlenmesi, Gaziantep’in rahatlamasını sağlayacaktır.

Değerli basın mensupları,   

Yaşadığımız süreç, AKP’nin basiretsiz, yanlış, Suriye’nin kan gölüne dönmesine yardımcı olan politikası artık Türkiye ve Gaziantep üzerindeki baskısını artırmaktadır. Gaziantep, MHP’lisi, CHP’lisi ve AKP’lisi ile % 92 bir çoğunlukla AKP’nin Suriye politikasına HAYIR demektedir. Gaziantep’in AKP’nin Suriye politikalarına nasıl hayır dediğini Gaziantep Medya Platformunun düzenlediği toplantıda benim yapmış olduğum ve AKP’nin Suriye politikasını eleştiren konuşmama verdiği destek ile göstermiştir.

Değerli basın mensupları,

AKP’nin Suriye politikası güzel Gazi şehrimizi terör örgütlerinin lojistik merkezi haline getirmiştir. 16 Ekim 2015’de Karataş 7 Tepe Mahallesinde yapılan IŞİD operasyonunda 2.5 ton amonyum nitrat ve 10 canlı bomba yeleği, 150 metre korteks patlayıcı, 60 kilo TNT, 15 kilo demir bilye, 5 kilo cıvata somunu, 10 el bombası, Gaziantep’teki terörist lojistiğin sadece % 1’dir.

Değerli basın mensupları,

PKK terör örgütü de Gaziantep kırsalı ve kent merkezinde faaliyetlerini artırmıştır. Gaziantep kırsalında Yavuzeli-Araban arasında 20, İslahiye-Nurdağı arasında 15 kişilik 2 terörist grup faaliyet göstermektedir. 5 Ekim 2015’de İslahiye kırsalında PKK terör örgütünün saldırısı sonucunda bir askerimiz şehit olmuştur. PKK terör örgütünün Gaziantep içinde de terör faaliyetlerinde artış vardır. Kentimizin bazı bölgeleri PKK’lı teröristlerin tacizlerinden dolayı güvenilir olmaktan çıkmıştır.

Bütün bu gelişmeler, Gaziantep konusunda zihinlerde olumsuz bir algı yaratmaktadır. Yabancı sermaye temsilcileri şehrimize değil yatırım yapmak, iş görüşmesi yapmak için bile gelmek istememektedirler.

Değerli basın mensupları,

Keza Suriye iç savaşının Gazi kentimizde uyuşturucu ve fuhuşun nasıl yaygınlaşmasına neden olduğunu kentin AKP’li yöneticileri dışında herkes bilmektedir. Gaziantep uyuşturucu baronlarının pençesindedir. Uyuşturucu kullanımı 12 yaşına kadar inmiştir. Okulların kantinlerinde uyuşturucu çıktığı bilinmektedir. Uyuşturucu bu kadar vahim bir sorun olmasına rağmen, Gaziantep’te sorumlu mevkilerde olanlar uyuşturucu ile gereken kapsamlı devlet mücadelesini vermemekte,  sorunu görmemezlikten gelmekte ısrar etmektedirler. Uyuşturucu sadece polisiye önlemler ile üstesinden gelinebilecek bir sorun değildir. Uyuşturucu ile mücadele, istihbarat, polis, eğitim, spor ve sosyal faaliyetler bütününün eşgüdümlü, uzun vadeli ortak çalışması ile sonuç alabilir.

Değerli basın mensupları,

Gazi kentimize AKP’nin Suriye politikasının bir sonucu olarak musallat olan bir diğer sosyal hastalık yaygın fuhuştur. Suriyeli misafirlerin yüzbinler ile Gaziantep’e gelmesi sonrasında şehrimizin bazı bölgeleri fuhuş çetelerinin eline geçmiştir. Suriye’den gelen insanlar büyük bir ihmal edilmişlik ile karşı karşıya kalarak, çoğu kez karınlarını doyurmak, ailelerini geçindirmek için fuhuş batağına batmaktadırlar. Sistematik fuhuş Gaziantep’in ahlaki temellerine yapılan bir saldırıdır. Nitekim, geçtiğimiz günlerde gündüz gözü ile dört kişilik bir çetenin Allaben Göletinden dönen bir karı-kocanın önünü keserek kadını kaçırmaları ve tecavüz etmeleri, Gaziantep’in ulaştığı noktayı göstermesi açısından çarpıcı bir örnektir.

Değerli basın mensupları,

Gaziantep’te uyuşturucu ve fuhşun kazanmış olduğu boyut ve ısrar ile sistemli ve kapsamlı bir şekilde mücadeleden kaçınılması akıllara başka soruları getirmektedir. Tekrar ediyorum. Gaziantep’te uyuşturucu ve fuhşun kazanmış olduğu boyut ve ısrar ile sistemli ve kapsamlı bir şekilde mücadeleden kaçınılması akıllara başka soruları getirmektedir. Buradan Gaziantep ve Türk kamuoyu önünde bu şehrin AKP’li olan ve olmayan siyasi yöneticilerine soruyorum. Neden, fuhuş ve uyuşturucuya karşı sürdürülen kapsamlı, sistemli ve uzun vadeli bir mücadele söz konusu değildir. Eğer böyle bir mücadele verirsek, Gaziantep’in imajına zarar veririz diye düşünüyorsanız bilin ki, Gaziantep’in imajına fuhuş ve uyuşturucu ile mücadele değil, uyuşturucu ve fuhşa teslim oluş zarar verir.   

 

Değerli Basın mensupları,

         

Gaziantep bütün bunlara layık değildir.  Sayıları 400 bin civarında olan Suriyeli misafirler Gaziantep üzerinde olağanüstü büyük bir yük oluşturmaktadırlar. AKP Hükümet yetkilileri Suriyelilerin bir gün evine döneceğini söyleyerek Gazianteplileri yatıştırmaya çalışırken, sonunda Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş kısa bir süre önce baklayı ağzından çıkarmış ve Suriyelilerin % 70’inin Türkiye’de kalacağını açıklamıştır. Suriye’de istikrarsızlığı teşvik ederek, Suriyelilerin geri dönüşünün önünü tıkayan AKP Hükümetinin böyle söylemesi şaşırtıcı değildir.  Biz,  MHP olarak, Suriye’ye barış politikası ve Suriyelilere geri dönebilecekleri Suriye’de bir vatan vaat ediyoruz.  

Değerli basın mensupları,

Gaziantep hem Türkiye’de hem dünyada istisnai konuma sahip bir ülkedir. Gaziantep ve Türkiye hızla Suriye iç savaşından uzaklaşmalıdır. Suriye iç savaşının Gaziantep’in güvenliğini, ekonomisini, sağlığına, ahlakını, sosyal dokusunu daha fazla zarar vermesine izin verilmemelidir. Gaziantepliler, küçük bir rantiye kesimi hariç, MHP’lisi, CHP’lisi, AKP’lisi  AKP Hükümetinin Suriye politikasından bıkmışlardır. Bu öngörüsüz politikanın sona ermesi ve Gaziantep’in rahatlamasının sağlanması için 1 Kasım seçimleri seçmene büyük bir fırsat vermektedir.  Gaziantepli seçmen bu fırsatı kullanacaktır.