3 Şubat 2016 Tarihli Basın Toplantısı

Değerli  basın mensupları,

1 Kasım seçimlerden buyana geçen süre içinde AKP, TBMM’de çok büyük bir çoğunluğa sahip olmasına ve tek başına iktidar olmasına rağmen terör tırmanmakta, ekonomik istikrarsızlık artarak devam etmektedir. İhracatımız 13 aydan buyana düşmektedir. 2016 yılı ihracat hedefinin de tutmayacağı daha Ocak 2016’da belli olmuştur. Piyasalarda büyük bir durgunluk devam etmektedir. Hayat pahalılığı ise sürekli artmaktadır. En son yaşanan ekmek ve et zammına Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik’ten tepki gelmesi Türk Milleti ile alay etmektir. Ekonomimiz  ağır ve  çok boyutlu bir krizden geçerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bineceği otomobili uçakla Şili’ye yollaması kabul edilebilir bir davranış değildir. Almanya ve Fransa cumhurbaşkanı bunu yapmazken, Türkiye gibi ağır borçlu bir ülkenin cumhurbaşkanının  Lale Devri mantığı ile harcama yapması vicdanları kanatmaktadır.   

Dış politikada yalnızlaşan Türkiye Ortadoğu’dan tamamen atılırken, müttefikleri tarafından da  terk edilmektedir. ABD’li diplomatlar, Ayn el Arap’ta PKK’lılar ile görüşmekte ve teröristlerden plaket almaktadırlar. Bütün bunlar olurken,  Erdoğan Türkiye’nin bu meseleleri hiç yokmuşcasına şimdi de Türkiye’yi başkanlık için bir başka maceraya sürükleme arayışı içindedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, 7 Haziran seçimlerinden sonra PKK terörü ile etkin bir mücadele için sıkıyönetimin şart olduğunu ileri sürmüştü. AKP ise “tek başına AKP iktidarını” istikrarın tek şartı olduğunu iddia etmişti. 1 Kasım seçimlerinden tek başına AKP iktidarı çıktı. 1 Kasım’dan bu yana terör artıyor. İlçe merkezlerinde ayları aşan sokağa çıkma yasaklarına rağmen PKK terör örgütünün beli kırılamadı. Aksine önümüzdeki aylarda PKK terörünün daha da artacağı belli oluyor. Her geçen gün şehit haberlerini dinliyoruz. Özetle, AKP Hükümeti  hala PKK’ya karşı sonuç alacak bir terörizm ile mücadele stratejisi sürdürmüyor.

AKP’nin eski sözcüsü ve bir kaç gün öncesine kadar genel başkan danışmanı olan Hüseyin Çelik, “PKK , ağır silahlarıyla gelip metropol bir şehre, Sur’a yerleşmişse bunda kendisi için ders ve sorumluluk çıkaracak bir çok etkili ve yetkili olmalıdır” demektedir. Ancak bütün olanlardan hala ders çıkaran AKP’li yetkili olmadığını görüyoruz. AKP Hükümeti’nin 300 maddelik bir yeni terörizm ile mücadele konsepti hazırladığı belirtilmektedir. Basında çıkan ilk özetlerden konseptin temel bir ana fikrinin olmadığı görülmektedir. Günü kurtarmaya çalışan bu yaklaşım, evlatlarımızın şehit ve gazi olmasına rağmen, sonuç alıcı olmadığı gibi Türkiye’nin başına daha büyük belalar açacaktır. Hükümet sözcüsü Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş hala büyük bir aymazlık içerisinde terörle mücadele parantezini kapatacaklarını söylemektedir.

Değerli basın mensupları,

Bazı AKP’liler, “Bizi neden eleştiriyorsunuz? İşte sizin söylediğinizi yapıyoruz ve PKK ile mücadele ediyoruz” diyorlar. Hayır, AKP, MHP’nin söylediğini yapmıyor. Hatta bugün yapılan ciddi anlamda bir terörle mücadele değil, sadece asayişi sağlama çalışmasıdır. Üstelik askerlerimiz ve polisimiz canları pahasına AKP’nin yapmış olduğu hataları temizlemeye çalışırken, bir yandan da hem PKK ve HDP ile bir daha görüşmeyeceğiz deyip, ertesi gün  Türk Milleti diyemediği için milletvekili yeminini etmeyen Leyla Zana ile görüşmeyi kabul etmek anlaşılır değildir. 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Terörle mücadele Sur, Silopi ve Cizre’ye sıkıştırılamaz. Bütün vatan sathında sürdürülmelidir. PKK’nın sadece silahlı terörist kadroları değil, silahlı kadroları ayakta tutan,  besleyen kadrolarında terörist mücadelesi hedefi olmalıdır. PKK terör örgütünün para kaynakları hedef alınmalıdır. PKK’nın Kandil’deki ve Kobani’deki merkezleri hedef alınmalı ve vurulmalıdır. Ve PKK’ya karşı, uzun vadeli, etkili ezici bir anti-terörizm strateji izlenmelidir.

Terör bitmeden istikrar olmaz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin PKK terörünü aşması için gereken politikaları uygulamaya hazırdır. Milliyetçi Hareket Partisi terörle mücadeleye günü kurtarmayı değil,  Türkiye’nin geleceğini kurtarmayı hedefleyen bir anlayış ile yaklaşmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi, terörle mücadeleyi “güvenlikçi politikalar ile olmaz demokrasi ile olur” şeklindeki cahilce bir zemine oturtmaz. MHP, terörle mücadelenin ancak akıllı güç kullanımı ile sonuca ulaşacağını bilmektedir. PKK terörü sadece silahla bitmez ancak silahsız hiç bitmez. PKK terörü ancak uzun vadeli ve çok boyutlu bir mücadele ile sonlandırılabilir. PKK’nın aşılması, güvenlik politikaları ile desteklenen bir politik mücadele ile mümkündür.

Değerli basın mensupları,

Güvenlik güçlerimiz,  AKP Hükümetinin izni ile şehirlerimizi kent savaşı için hazırlayan ve adeta işgal eden PKK terör örgütünü yerleştikleri mevzilerden sökmek için büyük bir mücadele  vermektedirler. Başbakan Davutoğlu’nun ifadesine göre güvenlik güçleri Sur’da 11  ton mühimmat ele geçirmişlerdir. Şırnak’ta PKK terör örgütü günde 60 bin mermi yakmaktadır. Sadece bu iki rakam AKP Hükümeti’nin izin vermesi sayesinde şehirlerimizin PKK tarafından nasıl bir ayaklanma için kapsamlı şekilde hazırlandığını göstermektedir. Şimdi, güvenlik güçlerimiz  canları pahasına, herhangi bir uzun vadeli terörizm ile mücadele anlayışı olmamasına rağmen, AKP iktidarının ortaya çıkardığı ve ülkemizin bütünlüğü için tehdit haline gelen durumu sona erdirmek için savaşmaktadır.

Güvenlik güçlerimizin büyük bir fedakarlık ve cesaretle kendilerini halka siper etmeleri, halkı güvenlik güçlerine yardım etmeye sevk etmektedir. Artık halk güvenlik güçlerine teröristlerin yerlerini bildirmeye başlamıştır.

PKK,  AKP Hükümetinin kendisine gösterdiği hoşgörü sayesinde sadece kentlere silah, cephane ve bomba yığıp, yolları mayınlanmış hendekler ile kapatmakla kalmamıştır. Terör  örgütü, kendisine açılan geniş hareket alanı sayesinde güvenlik güçleri ve aileleri ile ilgili kapsamlı istihbarat yapabilmiştir. Nitekim birkaç gün önce Cizre’de bir evde yapılan aramada PKK’nın elinde askeri personelin araba plakaları, eş ve çocukları ile ilgili bilgiler içeren bir dosya ele geçirilmiştir.

 Değerli basın mensupları,

Sur’daki çatışmaların genellikle gözden kaçan veya üzerinde çok durulmayan bir boyutu vardır. PKK terör örgütü Diyarbakır’daki eylemleri ile Diyarbakır’dan 1000 yıllık Türk tarihinin izlerini silmeye çalışmaktadır. 6-7 Ekim olaylarında devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “fikirlerimin babası” diye nitelendirdiği Ziya Gökalp’in evi tahrip edilmiştir. Kurşunlu Camii PKK tarafından yakılmıştır. Dört  ayaklı minareye saldırı düzenlenmiştir. PKK’nın Buda heykellerini yıkan veya antik kentleri imha eden IŞİD’den özü itibarı ile hiçbir farkı yoktur.  

Değerli basın mensupları,

Bu noktada,  AKP Hükümetine terörle mücadeleye katkıda bulunacak bazı somut önerilerde bulunacağım.   

1) PKK  terör  örgütü Güneydoğu Anadolu bölgesinde kaymakamlık ve adliyede çalışan  yerli memurlar arasında örgüt ile dolaylı veya dolaysız irtibatlı olanlar üzerinden istihbarat elde etmektedir. Terör örgütü ile ilişkisi  olduğu düşünülen personel derhal açığa alınmalıdır. Ayrıca, uygulanacak rotasyon ile diğer illerden gelecek olan memurların görev yapması sağlanmalıdır. İç İşleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nın bu sıkıntıdan haberdar olmamaları mümkün değildir. Bir an önce harekete geçerek, valilik, kaymakamlık ve adliyelerde gereken düzenlemeler yapılmalıdır.

2)Jandarma Özel Harekat’ta 35 yaş sınırı bulunmaktadır. Kırsal alanda bu yaş sınırının fizik-kondisyon açısından önemli bir mantığı vardır. Ancak kent çatışmalarında fizik-kondisyon kadar önemli olan bir husus tecrübedir. Halen Sur, Cizre ve Silopi’de görev yapan jandarma özel harekat mensuplarının büyük bir bölümü 2014 ve 2015 mezunu uzman çavuşlardan oluşmaktadır. Bir an önce jandarma özel harekata  katılım yaşı 45’e çıkarılmalıdır. Böylece büyük bir deneyim ve bilgi birikimi olduğu gibi yeni kadrolar jandarma özel harekat kadrolarına katılma imkanı bulacaklardır. Öte yandan polis özel harekatta da 45 yaş sınırı olmalıdır.

3)Güvenlik personelin operasyonlar sırasında  konuşlanma şartları iyileştirilmelidir. Barınma ve yiyecek şartlarında  düzeltme yapılması şarttır.

4) Yapılacak yasal bir düzenleme ile geçici köy korucularının kentlerde  gerçekleşen çatışmalarda hiç sorunsuz mücadele edebilmelerinin önü açılmalıdır. Bu konuda atılabilecek en basit adım gece bekçiliği statüsünü kullanmak olabilir.  

5) PKK ilk kez bu kadar etkili keskin nişancı kullanmaktadır. PKK saflarında bu kadar çok keskin nişancı yoktur. Bu keskin nişancıların bir bölümü Ayn El Arap’taki çatışmalara da katılmış ve Türkiye’ye AYn El Arap’tan sızan yabancı kökenli paralı askerler olduğuna dair bilgiler vardır. Ayn El Arap’ın muhakkak deşifre edilmesi ve Türkiye’de devam den terör eylemlerinin beyni olduğu ortaya konulmalı ve bu şehirdeki terörist yapılanmaya karşı gereken  askeri ve örtülü operasyonlar yapılmalıdır. Bu çerçevede bir Amerikalı diplomatın bu kente giderek PKK’lı teröristler ile görüşmesi ABD’nin PKK ile yaptığı ilk açık diplomatik temastır. AKP Hükümetinin bu Türkiye’yi dikkate almayan temastan sonra atacağı adımı merak ile bekliyoruz.

6) Şırnak ile merkezinin Cizre’ye, Hakkari il merkezinin Yüksekova’ya taşınması çalışmaları derhal durdurulmalıdır. Bu adım güvenlik bürokrasisi ile görüşülmeden masa başında atılmış bir adımdır. Hiçbir ciddi güvenlik mülahazası yapılmadan böyle bir adımın atılmasına karar  verilmiştir. Şırnak ve Hakkari, dağlık bölgelerde konumlanmıştır. Bu iki kentin boşaltılması, PKK’nın Hakkari ve Şırnak’ı Kandil’ çevirmesine neden olacaktır. Cizre ve Yüksekova’da yapılması planlanan kent planlaması ve düzenlemelerin yapılabilmesi için bu ilçelerin il merkezi olmasına gerek yoktur.

7) Terör örgütüne destek olan çocukların ailelerine yapılan sosyal yardımlar derhal kesilmelidir.

8) Başta AKP Diyarbakır İl başkanı olmak üzere bölgedeki AKP il görevlileri asker ve polise operasyonları nasıl  yönetecekleri konusunda  ders ve hatta emir  verme hadsizliğinden bir an önce vazgeçmelidir. 

9) Bu çatışmalarda her gün canlarını ve kanlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Onlar hayatlarının baharında canlarını vererek toprağı vatan yapmaya devam ediyorlar. Allah şehitlerimizin geride Türk Milletine emanet olarak bıraktığı ailelerine yardım etsin, acılarını hafifletsin. Şehitlerimiz ve aileleri bilmelidirler ki, uğruna kan döktükleri Türkiye üzerinde en ufak bir değişiklik yapılmasına Milliyetçi  Hareket Partisi ne pahasına olur ise olsun izin vermemeye kararlıdır. Vatan şehit ve gazilerimize minnettardır. Vatan değince kastım şehit ve gazi haberleri gelirken, vur patlasın çal oynasın şeklinde bir ruhsuz yaşam tarzını sanki bu ülkede  yaşamıyorlarmışcasına sürdüren  azınlığı kastetmiyorum. Türk Milletinin sessiz büyük bir çoğunluğu içi ağlayarak gelişmeleri izlemektedir.

10)Sevgili gazi kardeşlerimize bir an önce şifa bulmalarını ve sevdikleri ile birlikte bundan sonra sağlıklı bir hayat geçirmelerini diliyorum.  Biz  onlara şehit ve gazi diyoruz ancak AKP’nin çıkardığı yasalar demiyor. Allahsız ve vatan haini bir çeteye karşı, terörle mücadele ederken, yaşamını kaybedenlerin yasal tanımı yasada yapılacak değişiklikle “vazife  ölümü” ifadesi yerine tekrar “şehit” olmalıdır. Yaralanan personel ise “vazife malülü” olarak değil, hak ettikleri şekilde gazi olarak tanımlanmalıdır.

Gazi personelde sağlık harcamalarında en ufak bir katkı alınmamalıdır. Bütün sağlık harcamaları son kuruşuna kadar devlet tarafından ödenmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak gazilerimize milletvekillerimizin sahip olduğu haklardan daha fazlasının sağlanmasını gerektiğine inanıyoruz.  Bütün bunları yaparken, gazilerimiz üzerinden rant elde eden şirketlerin tepesine de Maliye Bakanlığı bütün imkanları ile gitmelidir.

Sayın basın mensupları,

Söz şehitlerden açılmış iken Bayır-Bucak’ta Suriye Ordusu ve Rus Ordusuna karşı savaşırken şehit olan Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Fatih ilçe teşkilatı 2. Başkanı İbrahim Küçük’ü anmadan geçemeyeceğim. İbrahim Küçük bir kahramandı.  İbrahim Küçük,  Türkmen kardeşlerine yardım etmek için, gönüllü olarak, hiçbir karşılık beklemeksizin Bayır-Bucak’a savaşmaya gitmiştir. İbrahim Küçük,  kelimenin gerçek anlamı ile, milli ve dini anlamda şehit olmuştur. TBMM, kendisi için özel bir yasa çıkararak İbrahim Küçük bütün hukuki sonuçları ile birlikte şehit ilan etmelidir.