29 Ocak 2016 Kilis Basın Toplantısı

Çok değerli basın mensupları,

Çok değerli ülküdaşlarım,

Çok değerli Kilisli yurttaşlarımız

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Ankara’da TBMM çalışmalarımız sırasında sürekli Kilis’ten haberler alıyoruz. Ne yazık ki, bu haberlerin hiç birisi iyi haber değil. Kilis’ten gelen haberler, savaş haberleri, saldırı ve masumların ölüm haberleri. Kilis, ülkemizin gündemine Suriye iç savaşının Türkiye’ye uzanan dalgalarının oluşturduğu haberler ile geliyor. 2011’den buyana Kilis, AKP Hükümetinin izlediği akıl dışı Suriye politikasının sonuçlarını en şekilde yaşayan şehrimizdir. Yabancı basın ve yayın organlarında Kilis, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa, Türkiye’nin Peşaver’i olarak anılıyor. Biliyorsunuz Peşaver, Pakistan’ın Afganistan sınırına yakın bölgesinde bir şehrin adıdır. Peşaver, Afganistan iç savaşının başladığı 1980’den buyana Afganlıların Pakistan’daki üssü konumuna dönmüştür. Pakistan devleti Peşaver’den adeta silinmiştir. Bugün de Kilis Peşaver ile benzer bir kader yaşadığı için Peşaver’e benzetilmektedir.

Suriye’de Esad rejimini devirmek adına akıl dışı bir politika izleyen AKP Hükümeti, Türkiye’yi Suriye’den sonra Suriye iç savaşından en fazla zarar gören ülke konumuna getirmiştir. Ülkemiz, Suriye pazarında büyük ekonomik kayıplara uğramıştır. Ancak zarar uğranan ekonomik kayıpların dışında Suriye iç savaşının ülkemize olan doğrudan ve dolaylı bedelinin 15 milyar Dolar civarında olmasıdır. Bunun 8 milyar Dolar’ı aşan bölümü Suriye’den kaçmak zorunda kalan 2.5 milyonu aşan göçmen için harcanan paradır. Ancak bu doğrudan harcanan paranın dışında da bir çok yan maliyet vardır. Üstelik gelecek yıllarda Suriye iç savaşının ülkemize çıkaracağı maliyetler daha da fazla olacaktır. Bu maliyetleri iki farklı kaynaktan gelecektir.

Birincisini Suriye’den kaynaklanan maliyetler oluşturacaktır. Bunların başında PKK terör örgütünün Türkiye’ye Suriye’den yapacağı saldırılar oluşturmaktadır. Türkiye bu maliyeti ödemeye başlamıştır. PKK terör örgütünün halen Türkiye içinde devam eden kent terörü eylemleri PKK’nın adını Kobani diye değiştirmeye çalıştığı Ayn El Arap’tan kaynaklanmaktadır. Suriye iç savaşında şehir çatışmasını öğrenen PKK’lı teröristler şimdi Sur’u, Cizre’yi, Silopi’yi, Çınar’ı kana boyamaktadırlar. Bugün Türkiye’yi kana boyayan Kobani’deki PKK’lılara Diyarbakır AKP il kongresinden selam yollayarak gözlerinden öpen ise Ahmet Davutoğlu olmuştur.  

Suriye’den kaynaklanan ve halen bedelini ödediğimiz ikinci bela ise IŞİD terör örgütünün Türkiye içinde yaptığı terör eylemleridir. Şu ana değin IŞİD’in Türkiye içinde öldürdüğü insan sayısı 200’ü aşmıştır. IŞİD’in Türkiye içinde örgütlenmesine, ülkemizi arka bahçesi olarak kullanmasına izin veren AKP Hükümetidir. AKP Hükümeti İŞİD’i kullanarak Esad’ı devirebileceği inancı ile IŞİD’e tam bir hoş görü göstermiştir.  

İkinci bedeli ise Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin neden olduğu sorunlar ödetecektir. Türkiye halen dünyadan en fazla mültecinin olduğu ülkedir. 28 AB üyesi 1 milyon mülteci alınca ayaklanıyor, biz tek başımıza 3 milyon mülteci alacağız. 

Bu da yetmezmiş gibi önümüzdeki günlerde Avrupa’dan Türkiye’ye yeni bir göçün gerçekleşeceği anlaşılıyor. Hollanda'da iktidardaki Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin  Meclis Grup Başkanı Diederik Samsom, Yunan adalarına gelen sığınmacıların feribotlarla Türkiye'yeyollanacağını söyledi. Samsom, sığınmacıların deniz yoluyla doğrudan Türkiye'ye geri yollanmasını öngören bir plan hazırlandığını açıkladı. Samsom,  Hollanda tarafından hazırlanan planının Avrupa Birliği üyesi diğer ülkelerin başkentlerinde incelendiğini belirtti.  Plana göre, AB üyesi ülkeler yılda 150 – 200 bin dolayında sığınmacıyı alma taahhüdünde bulunacaklarmış. AKP Hükümeti de buna karşın Türkiye’den AB ülkelerine geçen sığınmacıları geri almaya hazır olduğunu açıklamış. Nisan ayında ilk feribotlar Türkiye’ye ulaşacakmış.

Türkiye’deki Suriyelilerden kaynaklanan sorunlar ne yazık ki çok boyutludur. Politik, ekonomik, kültürel, sosyal, demografik sorunların yanında karşımız büyük güvenlik sorunları da çıkacaktır. Türkiye, Suriye’den kaynaklanan sorunların yanında Türkiye’deki Suriyelilerden kaynaklanan sorunların bedelini de ödemeye başlamıştır. Geçtiğimiz günlerde AKP Hükümeti Suriyelilere Türkiye’de çalışma izni vermiştir. Bunu Suriyelilere vatandaşlık verilmesi izleyecektir. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi, PKK’nın şehirlerimize silah ve cephane doldurmasına izin vermekle aynı anlama gelmektedir. Hatta sonuçları açısından PKK’nın yığdığı silahlardan bile yıkıcı olabilir.

Allah kimseyi Suriyelilerin düştüğü duruma düşürmesin. Allah kimseyi ailesinden, ahbaplarından, evinden, şehrinden, ülkesinden ayrılmak zorunda bırakmasın. Biz Suriyeli kardeşlerimizin üzüntüsünü içimizde hissediyoruz ancak çözüm onlara Türkiye’de çadır kentler vermek değil, Suriye’de geri dönebilecekleri barış içinde bir vatanın kurulmasına yardımcı olmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, “Esad gitsin” diyerek Türkiye’yi ağır zarara uğratan bir politikaya hep karşı çıkmıştır. Bundan sonra da karşı çıkacaktır.

Değerli basın mensupları,

Türkiye, Suriye iç savaşının sonuçlarından ötürü ağır zararlar görürken, Kilis en ağır zararı gören şehrimiz olmuştur. Suriye iç savaşını Türkiye’ye taşıyan AKP Hükümeti, Kilis’i bu savaşın yükü ile karşı karşıya ve tek başına bırakmıştır. Bugün Kilis’teki Suriyeli sayısı, Türk yurttaşlarından daha fazladır. Kilis’in gelecekte nüfusunun 500 bin olacağına dair planlar yapılmaktadır. Bunu anlamı, AKP Hükümeti’nin Kilis’i bir Arap şehri yapmaya karar verdiğidir. Bu Kilis’in sadece adının kalacağı ancak Kilis’in ruhu ile birlikte yok olacağı anlamına gelmektedir.

Kilis’te can güvenliği yoktur. Kilis’te yaşamak her an başınıza bir bombanın düşebileceği anlamına gelmektedir. Bugüne kadar düşen bombalarda yaşanan can kaybının az olması tek tesellimizdir. Allah korusun okula düşen bomba anaokulunda onlarca bebeğimizin hayatını kaybetmesi anlamına gelebilirdi.

Kilis’e bir havan topunun düşmesi, AKP’nin yönettiği Türkiye’nin caydırıcılığının olmadığı anlamına gelmektedir. Çünkü AKP Suriye’den Türkiye’ye saldıranların korkmasını sağlayamamaktadır. Bundan dolayı, Suriye’den Türkiye’ye ahlaksız, utanmaz saldırılar devam etmektedir. Meselenin özü Kilis’i koruyacak devletin ortada olmamasıdır. AKP Hükümetlerinin ülkemize vermiş olduğu en büyük zarar devleti ayağa düşürmüş olmasıdır.

Son yapılan bombardımanlarda Kilis’teki Suriyeli hastanesinin hedef alındığına dair iddialar mevcuttur. Bu hastanenin bir an önce bir başka bölgeye kaydırılması gerekmektedir. Aksi takdirde Kilis’te önümüzdeki günlerde acı can kayıpları devam edecektir.

Kilis’e yönelik saldırıları durdurmanın yolu, saldırıyı yapanları yaptıklarına ağır şekilde pişman edecek askeri önlemlerin derhal alınmasıdır. Kilis’e ulaşabilecek mesafede herhangi bir çatışmanın gerçekleşmesine Türk ordusu müsaade etmemelidir. Bu alanda çatışma olur ise derhal Türk topçu birlikleri tarafından ağır bir atış ile çatışma söndürülmelidir. Kilis’li sokakta güven içinde yürümeli, evde bıraktığı eşi ve okula yolladığı çocuklarının hayatları konusunda içi rahat olmalıdır.

Değerli basın mensupları,

Kilis ekonomik olarak zor günler yaşamaktadır. Suriye iç savaşı şehrin terk edilmiş ekonomisine ağır bir darbe indirmiş durumdadır. Suriye ile devam eden ekonomik ilişkiler insani yardım ekonomisi boyutuna gerilemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi bir an önce barışın gelmesi için çalışmaktadır. Suriye’de silahların susması, Suriye’yi Türkiye’nin yeniden inşa edeceği anlamına gelmektedir. Bu hem Suriye’nin hem Türkiye’nin büyük bir ekonomik kalkınma süreci içine girmesi olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’de gerçek istikrarın başlaması için Ortadoğu’da barışçıl bir politikanın izlenmesinin şart olduğunu açıklamıştı. Milliyetçi Hareket Partisi, PKK terörü ile etkin bir mücadele için sıkıyönetimin şart olduğunu ileri sürmüştü. AKP ise “tek başına AKP iktidarını” istikrarın tek şartı olarak ileri sürmüştü. 1 Kasım seçimlerinden tek başına AKP iktidarı çıktı. 1 Kasım’dan buyana terör artıyor. İlçe merkezlerinde ayları aşan sokağa çıkma yasaklarına rağmen PKK terör örgütünün beli kırılamadı. Aksine önümüzdeki aylarda PKK terörünün daha da artacağı belli oluyor. Her geçen gün şehit haberlerini dinliyoruz.

 Özetle, PKK’ya karşı AKP Hükümeti sonuç alacak bir terörizm ile mücadele stratejisi sürdürmüyor. AKP’nin eski sözcüsü Hüseyin Çelik, “PKK , ağır silahlarıyla gelip metropol bir şehre, Sur’a yerleşmişse bunda kendisi için ders ve sorumluluk çıkaracak bir çok etkili ve yetkili olmalıdır” demekte. Ancak bundan hala ders çıkaran AKP’li yetkili olmadığını görüyoruz.  

Günü kurtarmaya çalışan bu yaklaşım, evlatlarımızın şehit ve gazi olmasına rağmen, sonuç alıcı olmadığı gibi Türkiye’nin başına daha büyük belalar açacak. Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Terörle mücadele Sur ve Cizre’ye sıkıştırılamaz. Bütün vatan sathında sürdürülmelidir. PKK’nın sadece silahlı terörist kadroları değil, silahlı kadroları ayakta tutan,  besleyen kadrolarında terörist mücadelesi hedefi olmalıdır.PKK terör örgütünün para kaynakları hedef alınmalıdır. PKK’nın Kandil’deki ve Kobani’deki merkezleri hedef alınmalıdır. Ve PKK’ya karşı, uzun vadeli, etkili ezici bir anti-terörizm strateji izlenmelidir.Terör bitmeden istikrar olmaz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin PKK terörünü aşması için gereken politikaları uygulamaya hazırdır.